Ege Haber - Ege Bölgesi Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER KÜNYE SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

ANKET

Sizce En Başarılı Belediye Başkanı









Tüm Anketler

EN ÇOK OKUNANLAR

Cem Yilmaz'in internette hiç yayinlanmayan röportaji

Cem Yilmaz'in internette hiç yayinlanmayan röportaji

Tarih 07 Şubat 2008, 01:40 Editör

Cem Yilmaz'la gülmeye alisigiz da, ondan "gülme"nin, mizahin felsefesini dinlemek simdiye dek nasip olmamisti. Allah'i var, o konuda da çok iyi.

RÖPORTAJ : MURAT MENTES
STAR PAZAR

Cem Yilmaz’in evindeyiz. Bizi sehzadeler gibi agirladi. Bir Osmanli pasasi, bir kaptan-i derya gibiydi. Duvarlarda Ismail Acar imzali sahane tablolar… Aksam ezani okundu. Mum isigi gibi yumusak bir aydinlikta pizza yedik.

Sunu fark ettim: Sahnedeki Cem Yilmaz ile evdeki Cem Yilmaz ayni. Uzun uzun konustuk. Cem Yilmaz bizi güldürdü, Allah da onu güldürsün.

Türkiye’nin en komik adami olmak nasil bir duygu?
Türkiye’nin en komik adami olduguma neredeyse beni bile inandiracaklar.

Öylesiniz?
Yok yahu olur mu öyle sey? Milletin bilmedigi ya da kiymetini teslim etmedigi mizahçilarimiz var.

STARI ÇARPAN ELEKTRIK

Söhretli oldugunuz kadar, mütevazisiniz da?
Söhret biraz da yanlis anlasilmanin ürünüdür. Sahnede zaman zaman su duyguya kapiliyorum: ‘Tamam, gülüyorlar; kahkahadan kiriliyorlar ama sakin yanlis anladiklari için gülüyor olmasinlar?’

Milyonlarca göz size bakiyor, milyonlarca agiz sizin hakkinizda konusuyor.
Bizim iste, artistlikte yani, asosyallik esastir. Toplum içine çikamazsin. Her ortamda binbir çesit algi ve reaksiyon arasinda sikisirsin. Böylece ‘En iyisi evimde oturayim, hiç bu elektrikle çarpilmayayim’ diyorsunuz. Yoksa sigorta yaniyor.

Koleksiyon yapiyor musunuz?
Koleksiyon yapmadigim gibi, her seyi atmak istiyorum ( gülüyor ) Böyle seyler söyledigin zaman ‘Atacagin zaman haber ver, oralarda olalim’ derler.

Dizi seyrediyor musunuz?
Maalesef. Sitcom’lari izlemeye çalisiyorum. Seinfield, Married With Children, Coupling gibi dizileri izlerim. Lost’u, Prison Break’i, House MD’yi filan takip edemiyorum.

ANTENLERIM HEP AÇIK

Vaktiniz mi yok nedir?
Çok uzun zaman kitap okumaya vakit ayirmak, film izlemek için ‘Yaa, durun, bir dakika biraz vakit…’ dedigimi itiraf edeyim. Fakat bunu kime söylüyorum? Kendi isimin patronuyum! Su anda hemen gidip Madagaskar’ da gezebilirim. Fakat gezemiyorum!

Elestirileri göz ardi edemiyorsunuz…
Antenlerim çok açik oldugu için kötü konusanlari da gayet net duyuyorum. Burun kiviranlari çok dikkate aliyorum. Neden böyle söylüyor? Bir bildigi var mi? Yada ne bileyim, bir seye cani mi sikilmis, baska bir derdi mi var?.. ‘Acaba’ diyorum, ‘bu adami da kucaklayacak, isin içine dahil edecek bir yere nereden, nasil varilabilir?’ Beri tarafta ‘Çok iyiydi, ellerinize saglik, tamam, birbirimizi anladik’ diyenlerle zaten ayni frekansta, ayni zemindeyiz. Onun elestirileri de yaralayici olmuyor.

HEM ESASLI HEM FARKLI

Gündemi takip edebiliyor musunuz?
Tabii ki. Mahalle baskisi, ‘Malezya olur muyuz?’ gibi laflar çikiyor. Halbuki Malezya ta nere, biz neredeyiz? Bunlar birilerinin agzindan öylesine çikmis lakirdilar bence.

‘Ya komik bir hikaye bulamazsam?’ gibi bir endiseniz oluyor mu?
Komik bir hikaye yazamamak gibi endiselerim hiç yok. Fakat ‘bitis’ o demek degil ki? ‘Bitis’ sudur: Yaziyorsun, kimse okumuyor; anlatiyorsun, kimse gülmüyor… Insanlarin dün güldüklerine yarin gülmemeleri gayet olagandir.

Karikatürist Yigit Özgür’ü seviyor musunuz?
Elbette. Yigit Özgür’le tanistim ve çok basarili buluyorum.

Penguen’den ayrilan bir ekip Uykusuz adli bir mizah dergisi kurdu.
Evet, biraz erken bir ayrilik oldugunu düsünüyorum onun. Üstün kardesleri, Bülent Üstün ve Cengiz Üstün’ü çok severim. Ersin Karabulut da çok kiymetli bir çizer.

Yeniden karikatür çizmeyi düsünüyor musunuz?
Bazen düsünüyorum. Zaten film hikâyesi yazarken, tipleri çizerek çalisiyorum.

Senarist, yönetmen ve aktör olarak sinemadasiniz?
Ben sinemaya hikâye kurarak basladim. Yani görsel bir sanat olarak sinemanin kendine özgü gramerini çözerek yol almadim. Canlandirdigim karakterleri iyi ve dogru yansitmaya baktim. Çünkü bir aktör olarak teklifleri inceleyip uygun olanlari kabul etmek gibi bir imkânim olmadi.

Neden ?
Bana getirilen projeler beni yazmaya itti. ‘Olaganüstü yeteneklerim var!’ iddiasinda degilim. Fakat güzel bir filmin ne oldugu da bir sir degil. Hem esasli hem de ayirici vasiflari olan filmler yapmak istiyorum. Her Sey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz’in yani içinde mizah barindiran enteresan hikâyelerin, kabule sayan bir sinema hatti olusturabilecegi fikrindeyim.

Hokkabaz için ‘Bekleneni vermedi’ diyenler oldu?
Öyle diyenlere cevabim su: ‘Niye senin beklentin üzerinden film yapiyoruz? Benim beklentilerimin, niyetlerimin de bir yeri yok mu bu islerde?’

‘Siyasetle ilgilenmiyorum’ diyorsunuz?
Ilgilenmiyorum diyemem. Politik mizah yapmiyorum, fakat politikayla nasil ilgilenmem? ‘Bu konulara hiç deginmiyorsun?’ diyorlar bazen. Ben de ‘Hangi konulara?’ diyorum, ‘Beni asan konulara mi?’

Peki, ne düsünüyorsunuz? Yani, politik olarak…
Bu konularda karamsarim. Kendimi ait hissedebilecegim bir bakis açisi yakalayamiyorum. Normalde çok makul gelebilecek seylerin anlami biraz fazla dolambaçli güzergâhlara sürülüyor.

Basörtülü first leydi olayina ne diyorsunuz?
‘Herkes istedigini giyebilir’ demek var, ‘Herkes istedigini giyemez, giymesin!’ demek var. Hangisinin makul oldugu o kadar asikâr ki. Herhangi bir angajmani olmayan özgür bir insan olarak ‘Evet budur dogru’ diyebilmeyi tercih ederim. ‘Memleketimizde özgürlükler kisitlanacak mi?’ gibi bir endise yasanacaksa, bu beni ilgilendirir çünkü benim özgürlüge ihtiyacim var.

Peki böyle bir endise yasiyor musunuz?
Hayir.

Siyasi muhalefeti basarili buluyor musunuz?
Bizim ülkemizde yöneticilerin gayet rahatlikla elestirilebildigini göregeldim. Bunda bir sikinti oldugunu düsünmüyorum fakat bunda basarili olundugunu da söyleyemem. Yani muhalefetin basarili oldugunu düsünmüyorum.

19 Mayis’ta Mehmetçik Vakfi yararina sahneye çiktiniz ve Genelkurmay baskanini güldürdünüz…
Bununla ilgili bana tas atan bir yazi okudum. ‘Gidip askerlere komiklik yapiyor’ diyordu. Basbakanla tokalasmak, benim fikirlerimin onunkilerle birebir örtüsmesini icap ettirmiyor ki… Cumhurbaskaniyla ilgili çok sert bir karikatür çizildiginde ‘Benimle ilgili böyle bir karikatür çizilse ne hissederdim?’ diye durup düsünüyorum. Bu konularda fazla demokratim.

‘Demokrat’ derken?...
Su günlerde demokrasiden bahsedenin demokrat olmadigi hissine kapildigim oluyor, o ayri.

Hiç, komik olmayan rollerde görünmeyi düsündünüz mü?
Akbabanin Üç Günü’ndeki Robert Redford gibi bir rolde oynamak isterdim tabii. Fakat fiziki özellikleriniz, boyunuz, sesiniz de rolü belirliyor.

Siir okur musunuz?
Siir severim ama çok yakindan takip etmiyorum.

Size bir siir kitabi getirecektim…
Kimin acaba, Ismet Özel’in mi? ( gülüyor )

Hayir.
Siiri çok spesifik bir metin olarak görüyorum. Siirin kötüsü çok kötüdür ya…

‘ÇOCUKLAR ÖLMESIN’

Dünyada savaslar, isgaller, açlik gibi büyük trajediler yasaniyor. Bir komedyen olarak nasil algiliyorsunuz bütün bunlari?
Küçük bir hesap yapalim surada, Afrika’nin dünyanin açlik sorununu hem çözeriz, hem de hallederiz. ‘Çocuklar ölmesin’ E ölmesin tabii! Sanki ben roket basligi üretiyorum? Ben bir komedyenim? ‘Savas karsiti gösterilere niye katilmiyorum?’ E dünyadaki cinayetlerle gösteri yaparak mücadele edilmez ki! Ben agladigim zaman mi düzelecek?

Tam anlamadim?
1,5 milyar insanin can çekistigi bir dünya bir tasarimdir. Yani birileri böyle olmasini istiyor besbelli. Kaynaklar yetmiyor degil. Gida var, ulasim ve iletisim imkânlari var. Sarki söyleyerek, geceler düzenleyerek bunlarin üstesinden gelebilir miyiz? Hiç emin degilim.

Yani ‘Göründügü gibi degil’ diyorsunuz?
Gözümüzü açtigimiz günden beri, agzinin kenarina sinek konan aç çocuklari uzaktan izliyoruz. Bu dehset tek harekette biter. Fakat birileri o görüntüleri istiyor! Ayni zamanda da sovun bir parçasi yerine geçiyor. Haberlerde, video kliplerde, gazetelerde kullanilan bir malzeme.

‘SÖZLÜK YAZARI DEGILIM’

Eksi Sözlük fenomeni var?...
Edebi sikligi olan metinlere rastliyorum. Oralarda üretilen mizahi da dikkate deger buluyorum. Ama eski konsantrasyonunu bir nebze kaybettigini düsünüyorum. Orada yazanlar da belki benim hakkimda ayni seyi söyleyecekler. ( gülüyor )

Eksi Sözlük’te yaziyor musunuz?
Hayir, yazmiyorum.

En büyük özelliklerinizden biri, hazircevapliliginiz…
‘Oruç senin basina vurmus’ diye bir tabir duydun mu hiç? ( gülüyor )

FANTASTIK BIR DURUM

Alevi-Sunni, Sagci-Solcu, Türk-Kürt, Laik-Seriatçi gibi ayrimlar ve birbiriyle atisan, çatisan kesimler var.
Bunlarin hepsini bir arada gördüm ben. Su anda benim bir oyunumdaki bir sirayi anlatiyorsun. Böyle yan yana oturuyorlardi. Ve hepsi de gülüyordu. Iyi insanlar olduklarini düsünüyorum.

Birbirine rakip kesimleri komple güldürmek size ne hissettiriyor?
Fantastik geliyor. Seyirci 4-5 farkli ideolojiden de olusmuyor. Yüzlerce ayri fraksiyondan, kesimden, mesrepten insanla karsi karsiyasin. Ve onlarin o kadar da ayri gayri olmadiklari hissi uyaniyor bende.

HAVUZ, ARTIK PROBLEM DEGIL

Zorunlu egitime, teknolojiye elestiri getiriyorsunuz.
Bu kadar teknoloji derdiyle beraber gelir…

John Zerzan, Ivan Illich gibi düsünürlerin tezlerini isliyorsunuz?
Esprilerimde böyle derinlikler oldugunu fark eden, kendi birikimleriyle benim anlattigim hikâyelere katilan insanlari çok önemsiyorum. Havuz problemleriyle yillarca alay ettim. Geçenlerde isittim ki müfredattan çikarilmis.

A-a? Çikarilmis mi? Neden?
Bir problem olmadigini anlamislar demek ki? ( gülüyor )

Mizahin bir iktidar fonksiyonu mu, var nedir?
Mizah, tarafgirligin ötesinde bir özgürlük alani olusturmaya baglidir. Kimseye, hiçbir kuruma fazla yakin durmamayi gerektirir. Sert elestiriler yerlestirirsiniz esprilerin içine. Bu bir mizahçi kimyasi, mizahçi ruhudur.

Vay canina…
Anarsist bir durus degil benimki, naif bir tavir aslinda.

‘ O CIPS, LEZZETLI DIYORDUN?!’

Bir çok reklamda oynuyorsunuz…
Reklam dünyasinin sertligi, siddeti, kitleselligi, çözüm üretmeye yönelik olusu ilgimi çekiyor. Baslangiçta bana çocuksu bir olay, bir oyun gibi geliyordu. Sonra isin özünü fark ettigimde yine o amatör ruha geri döndüm.

Reklam kampanyalari da yaziyorsunuz.
Evet. Doritos, Opet kampanyalarini yazdim. Meshur bir kisi olarak reklamda boy gösterme formatina uymuyor reklamla iliskim. Genelde, kendi onayladigim islerde yer almaktan daha memnun oluyorum.

Endiseleriniz var mi?
Reklamlarda insanlari etkileyerek ne yaptigimi düsünürüm. Mahserde reklamcilarin yargilandigi bir durusmada ‘ O cips lezzetli diyordun, fakat obeziteye sebep oluyormus!?’ denilen bir enstantanede de görürüm kendimi. Buna karsi tedbir de alirim. Ahlaki bir hassasiyet gözetiyorum.

ÖLÜMLÜLERIN KAHKAHASI

Gösterinizde ölüm gibi çok trajik bir olguyu komedinin konusu haline getiriyorsunuz?
Ben trajik olaylari yanima alarak güldürmeyi önemsiyorum. Seyircinin vicdanini tahrik etmek, onda bir suçluluk duygusu olusturmak için bahsetmiyorum ölümden. ‘Gülmenin her sorunu çözmesini beklemeyin, sonuçta pamuk tikilacaktir’ diyorum.

Eyvallah.
Gülmek bir ihtiyaç diyorlar. Degil.

A-ha?
Gülmek bence bir lükstür. Benim ilgilendigim sey, alayci gülmenin içinde meseleleri çözmüs gibi yapmak degil. Sadece, meseleleri örtbas etmeden gülebilmek. Gülerek bir menzile variyor da degiliz.

E o zaman…
Yalan dünyada, fani dünyada ölümlüler olarak gülüyoruz. Bu, ölümü reddetmeden canliliktan yana olmanin isareti olarak belirginlessin isterim. Hayatimizin anlamini besleyen bir niteligi olsun gülmenin. Suursuzca gülmeyelim. Biraz bilgelik gözetelim. Bunun arastirmasi içindeyim.

PARA KAZANMAK IÇIN HIÇBIR SEY YAPMADIM

Parayla…
Parayla çok az iliskim var.

Eyvallah gözümüz yok…
Orta halli bir ailenin çocuguyum. Hâlâ da öyleyim. O degismez ki! Birdenbire bana pasalik unvani verilebilir mi? Deli gibi çalisirsaniz para birikiyor biraz. Fakat yaptigim isten kazandigim paranin bir piyango parasi oldugunun düsünülmesi beni üzüyor. Ben piyangonun hayirli bir sey olduguna inanmam. Piyangodan gelen parayi da istemem.

AKLIMI OYNATMADIM

E zaten zenginsiniz?...
Ben para için hiçbir sey yapmadim su ana kadar. Yaptigim is para etti, ben ne yapayim?

Her sey nasil basladi?
Leman dergisinde karikatür çiziyordun, Bogaziçi Üniversitesi’nde Turizm Otelcilik okuyordum. Ve su anda hatirlayamadigim bir sebepten dolayi sahneye çikip komik hikâyeler anlatmaya basladim. Gerisini hatirlamiyorum.

Hakikaten, sizin maddi kazanciniz biraz fazla konusuluyor, yaziliyor.
Maalesef. Bazilari ‘parasi, mali, mülkü çok ama, migreni varmis!’ diyor. Biraz öyle görmek istiyorlar. Migrenim falan yok? ‘Parayla saadet olmaz.’ E tamam? Zaten bunlar apayri kategoriler. Fakat biraz para kazananlar ille de mutsuz olacak diye de bir kural yok ki!

Yoksulluk bela, zenginlik imtihan…
Ben, Allah’a sükür yoksulluk çekmedim. Fakat yoksullugun ne oldugu hakkinda bir fikrim var. Lüksün de insana ne yasattigi hakkinda fikrim var. Aklimi oynatmadim. Kaldi ki aklimi oynatacak kadar bir para da kazanmadim. Fakat öyle bir meblag da yok, onu fark ettim.

BUSH’A FALA INANMAM

Bush’la ilgili milyonlarca karikatür çiziliyor, fikralar anlatiliyor?..
Bush ne ki, zavallinin teki.

Öyle mi düsünüyorsunuz?
E tabi öyle düsünüyorum. Gerçekten Amerika’yi Bush’un yönettigini zannetmek saflik olur. Bush öyle duruyor yani. Bush taklidi yapan komedyen kadar hükmü var Bush’un. Fala inanmadigim gibi Bush’a da inanmiyorum.

KOMEDYEN PARADOKSU

Komedyen paradoksu diye bir sey var mi?
Acaba?! Herkes der ki ´Memleketimiz bir mizah cenneti’. Neden? Çünkü aksaklik var, kusur var, kil var, tüy var. Ben de diyorum ki ‘ Sen güllük gülistanlik yap, oradan da saka çikaririm’

O zaman bir fark olmaz mi?
O zaman suçluluk duygusu ortadan kalkar, insanlar gönül rahatligiyla gülmeye baslar. Benim asil paradoksum su: Mesela jinekolog esprisi yapiyorsun, jinekologlar pek gülemiyor. Onu da kucaklamak için bir saka daha yapiyorsun. Ben hep daha fazla insani güldürmeye çalisiyorum. Bu beni yeni yöntemler gelistirmeye itiyor. Belki de bu, komik olmamak noktasina kadar varabilir.

Komik olmayan mizah ha?
Bence mizahin varligini ve kalitesini belirleyen unsur muhalefet, aksilikler, aksakliklar degil. Hiç modasi geçmeyen, dostane bir mizahi kesfetme pesindeyim.

UMREYE GITTIM, INSALLAH YINE GIDERIM

2005’te umreye gittiniz mi?
Gittim. Gayet de müsterihim. Üzüldügüm sey su: insanlarin basina bir bela gelir ya da saksi düser ve hidayete ererler gibi bir tablo var. Bu tutum içimi burkuyor. Yani ben önceden ne yapiyordum ki ayrica hidayete ereyim? Ekümenik patrik miydim? Medine’ye, Mekke’ye gitmek çok güzel bir hatiraydi benim için. Insallah bir daha giderim.

Mazhar Alanson’la mi gittiniz?
Hayir, o bizden önce gitmisti. Agabeyimle beraber gittim. Çok kisa sürdü yaa. 4 gün falan kalabildik. Biraz daha kalinabilirmis… Nasip.

‘Evde entari giyiyor’ gibi enteresan haberler çikti hakkinizda?
‘Ayin yapiyor’ diye bile yazdilar. Hiç böyle seylerim yok. Gizemli bir edayla ‘Dervismis!’ diyorlar. Ulan kim kaybetti ki dervisligi biz bulalim? Ayip ediyorlar. Farkinda da degiller.

Tasavvufa merak saldiniz mi peki?
Yahu tasavvufa niye merak salmayayim? Bunda ne kötülük var? O kadar da isin içinde degilim, ciddi bir bilgim de yok. Fakat bunlar insanlarin gönül rahatligiyla cevaplayabilecegi sorular. Bu tonda sormuyorlar ki. ‘Tarikatçi oldu!’ gibi hayal mahsulü bir hava yaratmak istiyorlar.

IKI ‘ARTIST’ TIPI

Niye böyle?
Magazincilerin kafasinda iki artist tipi var: Biri sürekli evinde seks partileri veriyor. Öbürü ani bir kararla hidayete eriyor. Ikisinin arasinda hiçbir çizgiyi kabul etmiyorlar.

Yaa? Bizde hep öyle düsünüyorduk.
Dalga geçme ulan!(gülüyor)

Demek tasavvufla ilgileniyorsunuz?
Yahu bu topraklarda yasayip da tasavvufla ilgili iki kitap karistirmak ne zamandan beri ayip oldu? Ya da ‘degisik’ oldu? Buna sasirilmasini hiç anlamiyorum. Edep, hayâ gibi kavramlarla çok ilgiliyim. Hiç de gocunmuyorum.


Cem Yilmaz'in internette hiç yayinlanmayan röportaji
Facebook  Twitter  Google 

Bu haber 13293 defa okunmuştur.

Magazin Ege Magazin

Yelinden DOSTLARA Albüm

Yelinden DOSTLARA Albüm                                                                                                                                                                                                          Çalismalarini Izmir de yürüten YELIN, ADA MÜZIK yapimciliginda gerçeklestirilen DOSTLARA adli albümünü Ocak 2009 ay...

AKP Oyumu Geri ver

AKP Oyumu Geri ver                                                                                                                                                                                                               Baba Ocagi adli dizinin oyuncusu Ali Sürmeli, katildigi canli yayinda anlattiklari ile herkesi soke etti.

Sosyal Medya



Hüsamettin KÖKSAL Hüsamettin KÖKSAL
BATISIN VE BITISIGIN ESIGINDEKI ABD
Mehmet Dogan Mehmet Dogan
"Türk baharı" ne zaman?
M.Çetin Baydar M.Çetin Baydar
Demokratik Değerlere Dayalı Hakimiyet savunucusu Hüseyin Avni
Ahmet Fidan Ahmet Fidan
Şehirlerin Ruhuna El Fatiha mı?
Fatih DURMUS Fatih DURMUS
GÜÇLÜ DÜNYA DEVLETİ TÜRKİYE
Prof. Dr. Oya Akgönenç Prof. Dr. Oya Akgönenç
LİBYA : KOLLEKTİF SÖMÜRGECİLİK: Yeni bir dönemin başlangıcı
Ramazan Durmus Ramazan Durmus
Açik mektup
Abdurrahman Sahin Abdurrahman Sahin
ATESLE OYNAMAK
Mehmet MALDAR Mehmet MALDAR
İDEOLOJİK UZLAŞI
Minberden Gönüllere Minberden Gönüllere
MINBERDEN GÖNÜLLERE..
Ibrahim Ulvi Yavuz Ibrahim Ulvi Yavuz
Yazmak
Ibrahim Demirci Ibrahim Demirci
Türk Dil Kurumu'na yakismiyor!
Selçuk SILSÜPÜR Selçuk SILSÜPÜR
Kıbrıs Barış Harekât'ında Savaşan Evliya ve Şehid'in Hikâyesi...
Ürün ve Hizmet Tanitimi Ürün ve Hizmet Tanitimi
Yalan dünya son bölüm izle

Tüm Yayin Haklari Sakldir. Izinsiz Kullanilamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi