Neredeyse yarim asirdir devletin düzeni bozuk.
Neredeyse yarim asirdir devletin düzeni bozuk. Milletin üstüne kâbus gibi çöken darbeler; esitlik, hak, adalet ve hukuk düsmanligi de’facto (resmen olmasa da fiilen) hükmünü sürdürüyor.
Rejim, hakli, dogru-dürüst, ilkeli, onurlu ve sorumlu yurttastan yana degil; Zengin, güçlü, parali, onursuz, hirsiz-yolsuz, milli servet ve kaynaklari sorumsuzca israf eden, peskes çeken saltanat ve sulta unsurlarindan yana.
Milli tarih-Milli hafiza, manevi degerler ve dogal stabilizatölere (temel toplumsal ilke ve denge unsurlarina) inadina bir direnis, baskaldiri, güzel adet, örf, ahlâk ve geleneklere karsi red bilinci olusturulmaya; bunun yani sira “sorumluluk bilincinden arinmis, ilkesiz-onursuz ve sorumsuz birey” yani, prototip insan yaratilmaya çalisiliyor.
Bu ugurda yillardir uygulanan psikolojik savasla; Vatandasin beynine, bilinçaltina, onu ümitsizlik, basarisizlik, hayal kirikligi, kâbus, karamsarlik ve hüsrana sürükleyecek, hak yolunda-millet hizmetinde mücadele gücü ve direncini yikacak-kiracak olumsuz mesajlar ve yönetimi denetleme iradesini ortadan kaldiracak sistematik telkinler empoze ediliyor.. .
Öyle ki; Halkin bilinçaltindan toplumsal görgüler, örfler, adetler ve yasa kavraminin ifade ettigi algilar, yozlastirilmaya, çürütülmeye, anlamsizlastirilmaya çalisiliyor. Bilincin bu özelliginin kesfedilmesi ve teknolojinin de ilerlemesiyle, Subluminal Teknik yani bilinçaltina gizli mesaj gönderme yöntemiyle, samimi dindarlik ve özellikle saf (ari-duru) Müslümanliga karsi; Dinler arasi diyalog ve ilimli Islâm gibi Watikan’in menfur yöntemleri kullaniliyor.
Psikolojik savas sürecinde bu mesajlari bilinçaltina gönderme, aktive etme, çesitli illegal yol ve yöntemlerle yapilmakta. Örnegin müzik, dizi, siradan program, normal ve çizgi film, açik oturum, münferit hitap-sohbetlerle haber programlarinin ses/görüntü altina insan kulaginin duyamayacagi ama bilinçaltimizin algilayabilecegi düzeyde ‘çok hassas’ dalga boyunda mesajlar yerlestirmek suretiyle insanlar üzerinde tahribat, akil ve hafizalarda tahrifat yapiyorlar. Bazi siyasi partiler bile 25. kare denilen bu yöntemi zaman zaman kullanmaktan geri kalmiyor. Ekolojik denge, dogal doku ve bedensel tehdide yönelik DNA, RNA bozucu tohum kodlamasi, sanayi kirligi, biyolojik savas ve hormonal baski da cabasi…
Elli yili mücavir bu süreçte Depresif ve sizofrenik, paralize bir yapi olustu. Insanlarin ruh beden imtizaci, vücut kimyasi ve zihinlerini senkronize edecek, dengeleyebilecek sosyal ilâç ve unsurlar bir bir yok edildi. Buna paralel cinnet, cinayet, siddet egilimi ve gerilim artti. Insanlarimiz artik geleceginden umutsuz, yasama sevincini yitirmis, karamsar ve mutsuz…
Iste bu nedenle, Cumhuriyet’in temel (Atatürk) ilkeleri, insan haklari ve hukuka aykiri ayricalik, dokunulmazlik ve imtiyazlar israrla korunuyor. 27 Mayis’tan bu güne demokrasi, hak, adalet, esitlik ve hukuk kavramlari muâllakta.. Seçimden siyasete, siyasetten basibos piyasa (!) ekonomisine kadar saibe bulasmadik yer kalmadi. Cumhuriyet’in vazgeçilmezi ve temel ilkesi olan halk’a hizmet, art arda yasanan hezimetler (kaos, kriz, bunalim ve buhran), eza, cefa, haksizlik, yolsuzluk ve aralarinda ‘basbakan, bakan, parlamenter, general, emniyet müdürü, rektörler ile sehir ve büyük sehir belediye baskanlari’ da bulunan bit, pire, kene, sülük ve vampirlerce yapilan sömürü, suiistimal ve hortumlarla halk canindan bezdirildi.
Kamu vicdanini derinden sarsildi, rencide edildi, yaralandi.
Türkiye’de yasamak adeta bir zulüm ve iskence halini aldi.
TBMM’nin Genel Kurul duvarinda “Egemenlik Kayitsiz Sartsiz Milletindir” yazili.
549 kisi her gün bu temel emir ve ilkeye bakarak el kaldiriyor. Hani ‘Milli Irade’??
Amma bu “EL’LER” ne hikmetse bir türlü, haksizlik, yolsuzluk, yalan-talan, vurgun ve soyguna, saltanat ve sultaya “DUR” demiyor. Ortalikta dosyalar uçusuyor, kimse Hâkime, Savciya gidemiyor. Cumhuriyet’in savcilari ‘hak-adalet adina” durumdan vazife çikartmiyor.
NEDEN? Çünkü, ülkemizde DE’FACTO saltanat ve SULTA hakim de ondan!...
Bu haber 2765 defa okunmuştur.