“Amiral”, deniz kuvvetlerinde pasa=general karsiligi olarak kullanilan bir rütbe. Dilimize fransizcadan geçmis. Peki, fransizcaya nereden geçmis? “Arapçadan” desem, mevcut amirallerimiz burun kiviracaklar. Fakat öyle! Kelime aslinda çok tanidik. Amir/âmir, dilimizde hâlâ kullanilan bir kelime. “Emîr” ayni kökten “bas, reis, bey, idareci” demek. “Hanedana, büyük bir soya mensup kimse, prens”, “ Peygamberimizin soyundan gelen kimse”, “ kumandan” ve “ kafile baskani” gibi anlamlarda kullaniliyor. Dogu türkçesinde “mîr” seklini almistir. Emr/emir, malûm oldugu üzere, “buyruk, ferman” anlamindadir. Emirülbahr (deniz beyi) veya emirülmâ (su beyi) olmus “amiral”. 1930’larda rütbeleri özlestirirken, “general”de oldugu gibi, bati dillerinden apararak türkçelestirivermisiz! Anlayacaginiz, tipik öztürkçe canbazligi! Elbette maksadimiz dil dersi vermek veya istikakçilik yapmak degil. Su günlerde, denizciler gündemimizden düsmüyor. “Irtica eylem plani”nin altinda bir deniz kurmay albayinin imzasi çikiyor. O bir “kâgit parçasi” bile olsa, çok sayida deniz subayi, ETÖ davasi ile ilgili olarak Adliye’ye gidip geliyor. Tutukulananlar da var. Denizcilerimizin bos durmadiklarina dair kuvvetli belirtiler mevcut, anlayacaginiz... Karacilardan pek söz edilmezken, “deniz üstünde bu darbe sesleri nerden geliyor?” Bunlardan birisinin sadece senaryo olarak kalmasi bile insanin kanini dondurmaya yetiyor. Bir emekli binbasida yakalanan CD’deki sifreli bir belgede Koç Müzesi’nde ögrencilerin ziyareti sirasinda yapilacak eylemin planlari oldugu sanilan billgilere ulasilmis. Bunun üzerine Rahmi Koç Müzesi’nde demirli Uluç Ali Reis Denizaltisi’nda Ergenekon savcisi ve Terörle Mücadele polislerince kesif yapilmis. Uluç Ali Reis Denizaltisi’nin santral dairesinde 14 Kasim 2008 günü tesadüfen bulunan patlayicilarla ilgili ihbarda iddia edilen fiille ilgili ayrintili bilgiler ETÖ tutuklusu emekli deniz binbasinin evinde çikmis... “Koç Müzesi’ne konulmak üzere gönderilen malzeme operatöre ulastirildi. Müzenin ziyaretçilerini artiralim. Okullarda tanitim reklam ve organizasyon faaliyetleri yapilarak ziyaretçi yogunlugunun en fazla oldugu zamani belirleyelim. Ögrenciler projelerin en önemli parçasi, operasyon tarihini teyit edelim”... Bunu nasil tefsir edecegiz? Çocuklarimiz müzeyi gezerken, havai fisek göterisi yapilacagi seklinde degil elbette. Kalabalik ögrenci grubunun müzeyi ziyaretleri sirasinda, patlayicilar patlatilacak ve ortalik kan gölüne dönecek. Bu patlama, hükümetin zaafi olarak ilan edilecek. Faillerin yakalanamamasi gerginlik meydana getirecek... Iyi ki bu plan, Denizalti’da rehber olarak çalisan emekli astsubayin TNT kalibi, fitil ve fünyeleri tesadüfen bulmasiyla akim kalmis... Askerî savcilik, denizaltida bulunan TNT kaliplari için sorusturmaya gerek görmemis ve mühimmat için “Denizaltida eskiden beri unutulmus” kararina varmis... TNT kaliplari bulunduktan sonra müze yetkilileri Kuzey Deniz Saha Komutanligi’na bildirmis, ayni gün içinde bir SAS (Sualti Savunma) timi tarafindan teslim alinan TNT kaliplari üç gün sonra Beykoz’da imha edilmis. Patlayicilari teslim alan ve imha karari veren isim ise halen Kuzey Saha Komutani olan koramiralmis. Bu koramiralin adi Ergenekon sorusturmasinda daha önce de gündeme gelmis. Mezkur rütbelinin Ergenekon’un TSK içindeki yapilanmasini saglayan “Karargâhevleri” örgütlenmesinde önemli rol üstlendigi iddia ediliyormus... Bu komutanin sahasinda bulunan Beykoz Poyrazköy’de topraga gömülü halde büyük bir cephanelik ele geçirilmis... Türkiye üç tarafi denizlerle çevrili bir ülke. Fakat, donanmamizin harekat sahasi kisitli. Çünkü, Türkiye’nin Akdeniz’e çikisi simdi “Ege” denilen Adalar denizi adalarinin neredeyse tamaminin Yunanistan’a verilmesi dolayisiyla ciddi zorluk tasiyor. Donanma Marmara Denizi’nde üslenmis. Arada bir, Ege’de, Akdeniz’de tatbikat yapilmiyor degil. Fakat bir türlü Akdeniz’e açilan veya Akdeniz’de bulunan bir üs aktif hale getirilemiyor. Osmanli donanmasinin Akdenize çikis üssü Çesme idi. O zaman Sakiz Adasi, Osmanli’nindi simdi ise, Yunanistan’in. Komutanlarimiz, subaylarimiz Istanbul ve Marmara civarinda olan yerleri pek terketmeye meyyal görünmüyorlar. O zaman, kumda oynayan bahriyeliler, dünya denizlerinde güç gösteremeyince, baska sekilde kendilerini ispat adiyorlar. 28 Subat’in deniz kuvvetleri kumandani hâlâ hatirlardadir. Basbakan Erbakan’in resm-i kabulüne disaridan alkollü içki getirterek fevkalede müthis bir laiklik mesaji vermisti! Amirallikle bu içkili laiklik mesaji bagdastirmakta güçlük çekiliyor olabilir. Aslinda yok öyle bir güçlük. Çünkü “amiral” ayni zamanda bir içki adi. Inanmayanlar, sözlüklere, ansiklopedilere müracaat edebilir!