|
|
Anasayfa » Mehmet Dogan
Siyaset çiksin
06 Temmuz 2009, 01:12
Mehmet Dogan
Askerlerin gerektiginde sivil mahkemelerde yargilanmasi ile ilgili kanun degisikligi üzerine görüslerini belirten askerî makamlarin çekince gerekçelerinden biri de ?kislaya siyaset girmesi? tehlikesiymis... Askerler sivil mahkemede yargilanirsa neden kislaya siyaset girer? Gazete haberinde karsiligini bulamadigimiz bu sorunun cevabini vermek mevkiinde degiliz. Evet; kislaya siyasetin girmesi istenmeyen bir durumdur. Silahli kuvvetlerin siyasî bir aktör olarak hareket etmesi de ayni sekilde tasvib edilemez. Bu hususlarda bir tereddüt yok! Tereddüt, kisla-siyaset iliskilerinin tam olarak veya dogru olarak kavranmamasinda. Osmanli döneminde, profesyonel askerler, yani Yeniçeri Ocagi, siyasetin bir parçasi idi. Seyfiye-ilmiye ve esnaf bir araya geldi mi, padisahin kellesini kesmek dahil, yapamayacagi sey yoktu. Yeniçeri Ocagi 1826?da kislalar topa tutularak ortadan kaldirildi... Böylece, asker dramatik sekilde siyasetin disinda kaldi. Elbette ülke ordusuz kalamazdi. Yeni bir askerî yapi olusturuldu. Asker ve sivil bürokrasi, yarim asir sonra, sisteme müdahale etmeye basladi. Sultan Abdülaziz tahttan indirildi, daha sonra öldürüldü (veya intihar etti!). Bürokrasi bu müdahalenin sonunu, tahta çikardigi 5. Murat?in görevini saglik sebebiyle sürdürememesi yüzünden, getiremedi. Onun yerine tahta oturan Sultan Abdülhamid, kisa sürede iktidar dizginlerini ele aldi, asker-sivil bürokrasiyi kendi alanlarinda tutarak, rasyonellestirerek Devlet?in güçlenmesini sagladi. Abdülhamid döneminde, statü kaybina ugrayan asker ve sivil bürokrasi güçlü bir yer alti muhalefeti olusturdu. Bu muhalefeti yürüten gizli tesekküllerin kurucularinin çogu askerlerdi. Ittihat ve Terakki, bu gizli teskilatlarin en güçlüsü idi. Sonunda Balkan daglarinda silahli isyan baslatarak Abdülhamid?i Mesrutiyet?i yeniden ilana mecbur ettiler. 2. Mesrutiyet, Osmanli sisteminin sonunu getirdi. Gerçek bir parlamenter monarsiye geçisin önündeki engelin saray degil, Mesrutiyet?in ilani için daga çikan Ittihat ve Terakki oldugu ortaya çikti. Eski aliskanliklarini terk etmeyen, gerektiginde fedailerini harekete geçirerek cinayetler isleten bu tesekkül, mesru hükümetlere karsi darbe gelenegini de baslatti. Ittihat ve Terakki daha sonra siyasî bir tesekkül olarak ülkeyi dogrudan yönetmeye basladi. Ittihatçilarin siyasî çizgisi, Cumhuriyet?ten sonra da devam etti. Ordu bu siyasî çizginin ve Cumhuriyet?ten sonra resmilestirilen ideolojinin kurumlarindan biri olarak görüldü. Orduyu disaridan böyle görenler oldugu gibi, içerideki hâkim görüs de bu yöndeydi. Son yillara kadar ordunun ideolojik konumunun ayni zamanda siyasî bir mahiyet tasidigi üzerinde çok fazla durulmadi. Bu görüsü dile getirenler de önemsenmedi. Fakat, bugünkü konjonktür, ordunun sahiplendigi ideolojik yapinin zamanin taleplerine cevap vermekten uzak kaldigini açikça gözler önüne seriyor. TSK?nin bugünün dünyasinda, demokratik siyasî sistemi kabul etmek ve bu kabul üzerine yer belirlemekten baska alternatifi yok. Bu rasyonel zeminin uzun süre görmezden gelinmesi veya iskalanmasi, problemin büyümesine yol açti. Silahli kuvvetlere siyasetin girmesini kimse istemiyor. Fakat, asil yapilmasi gereken, askeriyeden siyasetin çikarilmasi! Siyasete yarar bir enstrüman olan ideolojinin artik terk edilmesi. ?Siyaset girmesin? düsüncesi, ?siyaset çiksin? düsüncesiyle desteklenmezse, dogru bir sonuca varmak mümkün degildir!
Bu haber 2555 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|