|
|
Anasayfa » Mehmet Dogan
Yorumlar ve sorunlar
27 Temmuz 2009, 04:36
Mehmet Dogan
Yazmak, okunmak içindir. Hergün gazeteler sayisiz haberi, yaziyi, yorumu tasiyarak okuyucuya sunar. Bazi yazarlarin gazetelerin tirajindan fazla okunma ihtimali vardir, bazilari ise tirajla kiyaslanamayacak kadar az okunur. Bunu ölçmek çok da kolay degildir. Çagimizda internet, yazarlar için mesajin seyrini degistirecek bir mecra olarak ortaya çikmistir. Eskiden yazar metninin basildiktan sonra kimler tarafindan okunup nasil karsilanacagini pek fazla bilmezdi. Elbette, çok ilgili okuyucular yazilarla ilgili görüslerini, elestirilerini veya daha fazlasini daha çok mektupla, daha az telgraf ve telefonla dile getirebilirdi. Fakat bunlarin yazara intikali hemen olmaz, zaten çok da fazla mektup yazilmazdi. Bunu neyle kiyaslayarak söylüyoruz? Internetle elbette! Internet (türkçesi: Ag, dünya agi), yaziniz mecrada yer aldiktan sonra, ne kadar okuyucu tarafindan ziyaret edildigini, ziyaretçilerin sayfaniz üzerinde ne kadar kaldigini, buna bakarak da ne kadar okundugunuzu size söyleyebiliyor. Ayrica, yoruma açik bir sütununuz varsa, yaziyla ilgili görüs ve düsüncelerden haberdar olabiliyorsunuz. Sadece yazar degil, okuyucu da bu yorumlardan haberdar oldugu için, bazan sizin adiniza cevap veren yorumcularla karsilasabiliyorsunuz. Bir yazinin begenilme ihtimali oldugu gibi, begenilmeme ihtimali de vardir. Her iki durum da yüzde yüz degildir. Yazinizi büyük çogunlugun begendigini düsünebilirsiniz. Zaten büyük çogunlugun memnun olmadigi bir yazar isini sürdüremez! Begenenler, begendiklerini veya neden begendiklerini, begenmeyenler neden begenmediklerini çok da uzun olmayan metinler halinde ortaya koyuyorlar. Yazar için yeni fakat ilgi çekici bir durum. Birileri, memnuniyetlerini belirtirken, konuya ne kadar vakif olduklarini da ortaya koyuyorlar. Birileri de memnuniyetsizliklerini ifade için ayni yolu seçiyorlar. Bu farkli yaklasimlarin kendi aralarinda bir denge olusturduklarini düsünebiliriz. Begenenler-begenmeyenler diyalektigi yaziyi iyi veya kötü yapmaz. Fakat, belli ölçüde nasil anlasildigini ortaya koyar. Eger yorumlara bakarak konusursak, iyi anlayanlarin varligi yaninda, anlayamayanlarin, yeterince anlayamayanlarin varligi da bir gerçek. Asil okuyucularimizin, bizim üzerinde durdugumuz konulara daha fazla vakif olduklarini, yorumlara bakarak söyleyebiliriz. Destekleyici mahiyette yorumlardan bazan çok yetersiz, bilgice noksanlari da olmakla birlikte çogunlugun daha iyi kavradigini çikarabiliyoruz. Bunlar muhtemelen bizim esasli okuyucularimizdir. Buna karsilik, karsi çakanlar, -bu yetmez- siddetle karsi çikanlar var ki, bunlarin çok fazla okuyucunuz olmadigini, üzerinde durdugunuz konuyla ilgili pesin hükümleri, yanlis bilgileri oldugunu kolaylikla anliyorsunuz. Geçen hafta üç gün üst üste yakin tarihle ilgili yazdik. Bu yazilara gelen yorumlar, bu kanaatlerimizi dogrular mahiyette. Karsi çikanlar ve siddetle karsi çikanlar için de bizim temel tezimizi dogruluyorlar diyebiliriz. Çünkü biz yakin tarihin bilinmedigini, dogru bilinmedigini hatta dogru bilinmesinin istenmedigini; ideolojiklestirilmis tarihin insanimizin düsünme ve davranma tarzlarini etkiledigini söylüyoruz. Bir çok örnekten biri üzerinde duracagiz. Erzurum Kongresi?ni Mustafa Kemal Pasa?nin degil, Erzurum?un ve müsterek hareket ettikleri Trabzon Müdafaa veya Muhafaza-yi hukuk cemiyetlerinin topladigini yazdik. Bunu kabul eden okuyucumuz, ?Lâkin bu cemiyet Erzurum?daki toplantiyi Amerikan mandasinin kabul edilmesi ön fikri ile toplamistir. Bunlarin arasinda Halide Edip de vardir. M. Kemal mandayi reddedip Osmanli ordusundan istifa etmis, K. Karabekir de kendi birligi ile M. Kemal?e katilmistir. 56 delegeli Erzurum Kongresi?nin 48 delegesi M. Kemal?i baskan seçmistir. Oturumlar 7 Agustos?a kadar sürmüstür, yani toplanma amaci, kimin topladigi degil de kongreden çikan sonuç ve bu fikirlerin sahibi baskanin kim oldugu daha önemlidir? diyor. Erzurum Kongresi?nin mandacilik kastiyla toplandigi iddiasi elbette, hem bu cemiyetlerin yöneticilerine hem de bu vilayetlerin halklarina yapilmis bir haksizliktir. Elbette böyle bir sey sözkonusu degildir. Zaten manda konusu, Sivas Kongresi?nde ele alinmistir. Halide Edip?in Erzurum Kongresi ile bir ilgisi yoktur. Onun baslangiçta ABD mandasi taraftari oldugu biliniyor. Fakat sonradan (1920) esi ile birlikte millî mücadeleye katilmistir. M. Kemal Pasa?nin istifa etmesinin sebebi, mandayi reddetmekle ilgili degildir; Anadolu?ya genis yetkilerle donatilarak büyük bir maiyet erkâni ile çiktiktan bir müddet sonra, bilhassa Ingilizlerin Istanbul?a çagrilmasini istemeleri yüzündendir. Pasa istifa etmis ama, hükümetle ve bilhassa padisahla arasini bozmamistir, saygili mesajlar göndermistir. Kâzim Karabekir, Mustafa Kemal?e birligi ile katilmamis, Pasa rütbesiz ve görevsiz kaldiktan sonra, büyük bir alicenaplik göstererek, ayni rütbelere ve göreve sahipmis gibi kendisine bagli kalinacagini bildirmistir. Bu, Milli Mücadele?nin belki de en kritik bir anidir. Kâzim Karabekir böyle bir tavir takinmasa idi, M. Kemal Pasa?nin Erzurum?da her hangi bir is yapmasi mümkün olamazdi. Buna karsilik M. Kemal Pasa, Nutuk?ta Erzurum Kongresi?nden bahsederken Kâzim Pasa?dan bir defacik olsun bahsetmemistir! Neden? Çünkü, Kâzim Pasa, Cumhuriyet?in demokratik bir yapi kazanmasi için muhalif bir parti kurmus ve onun baskanligini yürütmüstür. Bu yüzden basina gelmedik kalmamis, hatta Izmir suikasdi bahane edilerek Istiklâl Mahkemesine çikarilmis, ancak ordunun destegi karsisinda, Mahkeme daha ileri gidememistir!
Bu haber 2289 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|