|
|
Anasayfa » Mehmet Dogan
Askerî rütbe isimleri nasil tesbit edildi?
30 Temmuz 2009, 05:04
Mehmet Dogan
Astsubaylarin ?çavus? kelimesine takmalarina sastim. ?Çavus? unvaninin erbas, zabita ve itfaiyecilerde de kullanilmasindan memnun degillermis. Daha rahatsiz edicisini söyleyeyim: Yol çavusu, insaat çavusu da var! Çavus bir kere, türkçe bir kelime. Çav-mak, haber tasimak kökünden geldigi saniliyor. Eski askerî rütbe siralamasinda yükseklerde oldugundan süphe yok. Fakat zamanla anlam kaymalari olmus, biraz tenzil-i rütbe etmis. Yandim çavus yandim senin elinden Çok sallanma kasatura firlar belinden Yunus Emre ?Âsiklarin yildizi herdem Çavus?a benzer? diyor. Burada Çavus çok meshur bir yildizin adi. Batililarin Venüs, araplarin Zühre dedigi, türkçesi Çulpan olan meshur gezegen... Astsubaylarin rütbe isimleri degisecek mi? Çok fazla ihtimal vermiyorum. Dogrusu, tarihî derinligi olan bir kurumun zirt pirt unvanlari, isimleri degistirmesi normal bir durum degildir. Ordumuz tarihinin eskiligi ile övünüyor. En genç kuvvet olan Hava Kuvvetleri bile, dünyanin ilk hava güçlerinden. Buna ragmen, bugün kullanilmakta olan askerî rütbe isimleri, 1930?lardan kalma. 1930?larda, Erkâniharbiye ?Genelkurmay? (ne demekse!) yapildigi gibi, zabit de ?subay? oldu! Rütbe isimleri degisti. Güya öztürkçelestirildi. Peki bu nasil oldu? ?Orduda simdi kullanilan birçok unvan, rütbe ?subay? dahil, uydurmadir ve bir içkili toplantida ayak üzeri, sabaha karsi tesbit edilmistir desek tepkinin arkasi kesilmez? demistik. Iste hikâyesi: 1934 yilinda Perapalas Oteli?nde bir balo verilmektedir. ?Sabahin dördüne dogru. Perapalas salonlari tam mânasiyla neseyle dolup tasiyordu. Atatürk de bu nesenin içine dalmis egleniyordu?. ?Dans edip masalarinda dinlendikleri bir sirada; basyaver Celâl Bey?e yine bizim masamizi isaret ederek emirler verdigini gördüm. Biraz sonra Celâl Bey, yanimiza gelerek Atatürk?ün beni istedigini teblig etti. Derhal emirlerini yerine getirdim. Beni karsisina oturttu. Konusmaya basladik. Istiklâl Savasi?ndaki bir hatiramizi kendilerine hatirlatinca pek memnun oldular. Içki ikram ettiler ve buyurdular ki: (Binbasim, yeni askerî terimlerle mesgul oluyor musunuz?..? Mesgul oldugumu arzettim. (Peki...) dediler... (Öyleyse neferden baslayalim... Buna ne diyelim?..) O zaman bir tümen komutaninin soyadini, bir komutan için pek uygun bulurdum. Bu kelimeden ilham alarak: (Sayin Cumhurbaskanim... Nefere Er demeli...) dedim. (Bravo!.. Hakikaten Türk askeri ER?dir ve her zaman er meydaninda bunu ispat etmistir... buyurdular?. (Ve simdi rütbelere geçelim. Onbasiya ne diyelim?..) (Efendim on erin basi ve Türkçe olduguna göre bunu aynen kabul etmek uygun olur). (Tamam... Ya çavusa?..) (Efendim... Türkiye haritasini incelersek, yüzlerce çavus köyü görürüz. Ve çavusluk yalniz ordumuzda degil... Millet arasinda bilhassa köylerimizde en mütena bir vasiftir). (Çok dogru... Bunu da aynen kabul ediyorum)?. ?Basçavustan sonra, (mülazim) kelimesine geldi. Aziz Atatürk beni zor duruma düsürmeden hemen söze basladi: (Eski Türk kabilelerinde savasilirken, en önde giden ve en cesur olan kumandana Tegmen derlerdi). (Evet efendim. Bizde de muharebede en önde giden o cesur mülazima (Tegmen) demek tam yerinde olur) dedim. (Bunun üzerine su görüstüklerimizi defterinize not eder misiniz?..) Nota basladim. (Neferden itibaren her rütbenin eski kullanilan tabirini, yanina Fransizcasini ve daha sonra da yeni kelimesini yazmakligima isaret buyurdular. -Ne yazik ki, o gece not ettigim defterime o aziz Atamizin imzasini koydurmak aklima gelmemisti. Heyecandan... Zaten o defterim, Erzincan zelzelesinde yok olmustur. Fakat Genelkurmay arsivlerinde bu konusmamiz mevcuttur-. Konusmamiz devam ediyordu. (Yüzbasi, Binbasi, Yarbay ve Albay) terimleri kabul edildi. Sira (Pasa-Mirliva)?ya gelmisti. Aziz Atatürk: (Pasa kelimesinden hiç hoslanmam ve nefret ederim bu kelimeden... Agzima almak istemem...) buyurdular. Bütün medenî dünyanin kullandigi (General) kelimesini teklif ettim. Derhal kabul buyurdular?. (Sadik Atak: ?Pasa ve General?. Hava Kuvvetleri Dergisi, Mart 1972, sf. 82-83). Dünyanin en köklü silahli kuvvetleri, birden rütbe ve unvanlari degistiriyor... Degistirilenler ne? Aday, namzet demek olan ?mülazim? atiliyor, deg-mek kökünden ?tegmen? üretiliyor! Tamamen türkçe olan ?Kolagasi? atiliyor. (Galiba sonra onun yerine önyüzbasi denildi.) Neyse ki yüzbasi, binbasi gibi türkçe rütbeler oldugu gibi birakiliyor. ?Kaymakam?, muhtemelen sivil bir unvan olarak da kullanildigi için, ?yarbay? yapiliyor. Güya yarbay, yardimci-bay?in kisaltmasi. Yarbay, albay?in yardimcisi... Albay da alay ve bay kelimelerinden olusuyor. Eskiden ne denirdi? ?Miralay? veya ?alay beyi?! Miralay?dan sonraki ilk rütbe pasaligin ilk kademesi olan ?mirliva?dir. Mustafa Kemal Pasa Samsun?a çiktiginda ?mirliva-tuggeneral? idi. Eger türkçelestirilmek kastedilseydi, ?sancakbeyi? olabilirdi. Dikkat edilirse, ?bey? kelimesinden bilhassa kaçiliyor. Onun yerine ?bay? denilmesi tercih ediliyor. Neden? Çünkü pasa gibi, efendi gibi, aga gibi Osmanli unvani sayiliyor. Türkçe olmak onlari kurtarmiyor. Yerine konulan ?bay? bati türkçesinde kullanilan bir kelime degildir. Mânasi ?zengin? demektir. Asla bey karsiligi degildir. Assubaylara kötü habere dönelim; beyligi siz almak istiyorsunuz. 1930?lardaki düzenlemeye kadar, pasa, bey, aga, efendi siralamasi vardi. Pasadan sonraki yüksek rütbelilere ?bey? diye hitap edilirdi. ?Bey?in türkçede çok güzel anlamlari var. ?Bay? ise, kanun zoruyla kullanilan bir sifat. Artik kimse birbirine ?bay? diye hitap etmiyor. Ancak tuvalet kapilarinda ?bay? veya ?bayan? yaziyor! Çavuslarim, size ?bey?ligi kaptirmazlar!
Bu haber 3626 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|