|
|
Anasayfa » Mehmet Dogan
Türklerle Kürtleri kim ayirdi?
10 Ağustos 2009, 04:44
Mehmet Dogan
Yani Lozan?da ?müslüman milleti? ve gayri müslimler vardir. Lozan mevzuunda yerli yersiz zirt pirt üfüren zevatin bunun farkinda oldugunu sanmiyoruz. Onlar islerin basit bir macera filminde oldugu gibi, Bandirma Vapuru?nda sicak bir yaz aksami basladigini, esas oglanin kilincini çekip düsmani denize dökmesiyle nemli bir güz sabahinda sona erdigini sanirlar... Bir de büyük düsmanlar bizi ?aman ille de baris yapalim, n?olur Akdeniz?den ötesine geçmeyin, lütfen Türkler!? diye ayaklarimiza kapanarak israrla davet etmislerdir! Madde bir: Bir kere ?Lozan Sulh Konferansi? diye bir toplanti hiç olmamistir! Türkiye?de resmen bu adla anilan toplantinin gerçek adi ?Yakin Sark Isleri Konferansi?dir. O siralar dünyanin hâkimi olan Ingiltere Imparatorlugu müttefikleriyle masanin bas tarafina oturmustur. Eger Ingiltere ve müttefikleri galip taraftaysa, Türkiye masanin ne tarafinda olabilir? Cevabi meçhul olmayan bu soru yerli macera filmi meraklilarina ?nayir, nolamaz!? dedirtebilir. Türkiye?nin Lozan?da masanin galipler tarafina oturdugunu hiç kimse isbat edemez. Türkiye, Yunanistan?i yenmis, ama Birinci Dünya Savasi?ni Ingiltere ve müttefiklerine karsi kaybetmis taraf olarak masaya oturtulmus ve Osmanliyi yikmasi dikte edilmistir. Dünya müslümanlarina Türklerin maglub oldugu böylece gösterilmistir. Iste bu yüzden konferansin uluslararasi resmî adi ?Yakin Sark Isleri Konferansi?dir! Konferansta, Türkiye, Araplarin çogunlukta oldugu bölgeler disinda, esas olarak Türklerle Kürtlerin çogunluk teskil ettigi sinirlar içinde bir hükümranlik alani olarak düsünülmüstür. Türkiye heyeti de bunu savunmustur. Neticede, Misak-i Millî sinirlari büyük ölçüde gerçeklesmistir. Elbette Antakya-Iskenderun, Haleb?e kadar olan bölge ve bilhassa Musul-Kerkük bu sinirlarin disinda kalmistir. Türkiye Musul konusunda iç kamuoyunun zoruyla israrci olmus, fakat mesele Lozan?da akim birakilarak, Ingilizler tarafindan 1926?da Türkiye aleyhine çözülmüstür! Hani en ?bagimsiz, boyun egmez? dis siyaset takip edildigi söylenen dönemde Türkiye de buna riza göstermistir. Türkiye müslüman ahalinin devleti olarak kurulmus, fakat Lozan?da kasikla veren dünya hükümrani, bunu kepçeyle almak için Islâm?dan, Osmanli?dan aritma uygulamalarini sart kosmustur! ?Bu anlasmanin neresinde yaziyor?? denilebilir. Açik metinlerde böyle bir sey yok. Fakat Ismet Pasa döndükten sonra, ?biz Hiristiyan olmadigimiz için istiklâlimizi vermek istemiyorlar? demis, bunun üzerine Ankara istasyonunda ?ne yapalim?? mevzulu toplantilar yapilmistir! Bu üst düzey toplantilarda bazi çok meshur ?milliyetçi? zerzevat, ?Islâm terakkiye mânidir, icabederse Hiristiyan bile oluruz? demeye gelen lâflar etmistir. Elbette sonunda Hiristiyan olunmamistir, çünkü bu gayri mümkündür. Fakat, laik olunmustur! O sirada, Türkiye?nin gayri müslim unsurlari mübadele ile göçürülmüs, yerine Yunanistan?dan müslüman unsurlar getirilmistir. Ülkede farkliliklarin farkedilmesini saglayan unsurlar yok edilince, müslim-gayri müslim ayirimina gerek kalmamis, siddetli bir düzmece Türk etnikligi siyaseti tutturulmustur. Fakat bu ?Türk? siyaseti, Kürtlerden çok Türklerin zararina olmustur. Çünkü Cumhuriyet sonrasinin ?Türk siyaseti?, tarihi, degerleri ve kimligi ile yasayan bir Türk kavrami üzerine kurulmamistir. Icad edilmis, sentetik, toplum mühendisligi ile benimsetilen bir ?Türk? siyaseti izlenmistir. Türkler bu süreçte, degerlerinden soyutlanmistir. Dininden, imanindan uzak tutulmustur. Hatta dilleri ellerinden alinmak istenmistir. Kaç asirlik türkçe metinler, edebiyat ve yazi bir hamlede çöp sepetine atilmis, 1930?larda yeni bir alfabe, dil ve yeni bir tarihle kurmaca bir Türk milleti olusturulmak istenmistir. Küçük bir oligarsik zümre disinda, umumen Türkler bu millet taniminin içinde olmamislardir. Milliyet tanimlamasindan din tamamen çikarilmis, dil, tarih yeniden olusturulmus, geriye kala kala vatan kalmistir! Bu uygulamalardan önce, Türkler ve Kürtler arasinda farklilik hangi alanlarda idi? Din beraberligi, his beraberligi, gönül beraberligi iç içe idi. Dil, yani osmanlica denilen zengin dil, Türk?ün, Arab?in, Fars?in, Kürd?ün ve diger Osmanli ile hemhal olmus kavimlerin anlasmasi için zengin bir kelime haznesi sunuyordu. ?Öztürkçe? sirf türklerle anlasma yolunu tikamakla kalmadi, sözlüklerden tasfiye edilen ortak kelimeler yüzünden diger müslüman kavimlerle anlasmayi da güçlestirdi. 19. Yüzyil türkçeyi bütün müslüman kavimlerin dili haline getirmisti. Denilebilir ki, o siralar modern bilgilerle karsilasmis hiç bir müslüman türkçenin yabancisi degildi. Osmanli sinirlari içinde kalan Arap, Fars, Kürt bütün müslüman unsurlarin seçkinleri türkçe biliyordu. Islâm düsmanligi siyaseti ile nasil büyük müstereklik zedelendi ise, öztürkçecilik yapilarak, ortak degerler reddedilerek de toplumun zihni yapisina agir hasarlar verilmistir.
Bu haber 2324 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|