|
|
Anasayfa » Mehmet Dogan
Naksilik mi, atatürkçü dernekler mi?
12 Ağustos 2009, 05:44
Mehmet Dogan
Türkiye?nin bütünlügü konusu hep gündemde. Bunun sebebi Türkiye?nin gerçek bütünlestirici degerlerden, sentetik bütünlestirici ideolojiye geçmesi. Türkiye?nin tabiî bütünlük unsurlari basta din olmak üzere, müsterekligi saglayan degerler manzumesi, dil ve kültür unsurlari Cumhuriyet?ten sonra on yil içinde çesitli sekillerde tasfiyeye tâbi tutuldu. Is o kadar ileriye vardirildi ki, din bile ?türklestirilme?ye veya ?türkçelestirilme?ye çalisildi. Islâmi Türkiye?yle veya türkçeyle tahdit etmek, dinin özünü yok etmek kadar tehlikelidir. Elbette her toplumun dini yasamasi, kültür olarak idraki farklidir. Bu, dinin esaslarini degistirmez. Ama müsterekligi saglayan unsurlar üzerinde oynamak, mesela ibadet dili bunlardan biridir, bütün Islâm idrakini zedeler. ?Zaten biz de onu istiyorduk? derseniz, karsi hamlelere hazir olmalisiniz. Ibadeti kavim diliyle icra ettiginiz anda, baska kavimlerin de ibadetini kendi diliyle yapmasi yönünde talepleri beklemelisiniz! Türkçe ibadetten, türkçe ezandan bu raddeye gelinmeden dönülmesi gerçekten büyük önem tasimaktadir. Türkiye?nin bütünlügünün konusuldugu bugünlerde su keskin soruyu sormak zorundayiz: Türkiye?nin bütünlügüne naksilik mi, atatürkçü dernekler mi daha fazla hizmet etti? Bunun cevabi uzun boylu arastirilmadan verilecek kadar açiktir: Türkiye?nin bütünlügünün saglanmasinda ve sürdürülmesinde naksiligin teslim edilmemis hakki vardir! Okuyup ögrenelim! Muhammed Bahaeddin Naksibend (1318-1389), 14. yüzyilin en önemli simalarindan biri. Elbette onun mânevî önemini veya büyüklügünü kastetmiyoruz. Türkistan?da Buhara yakininda bir köyde dogduktan sonra dünyanin önemli bir bölümüne dal budak salan bir akima vücut veren, tesiri aradan geçen bunca yüz yila ragmen süren bir büyük. Sultanlarin kiliçla, güçle, zorla yaptiklarini; hatta daha fazlasini düsünceyle, sözle, gönüllere nüfuz ederek, maneviyatla yapan bir sultan... Onun zamaninda ve ondan sonra dünyaya hükmeden kiliçli sultanlarin hepsinin tesiri sinirli kaldi. O Orta Asya?nin son büyük kasirgasi Timur zamaninda hayattaydi. Çin?den Anadolu?nun batisina, Izmir?e kadar genis bir sahada hükmü geçen Timur?un devleti ancak yüz yil yasayabildi. Orta Asya bir daha o kiratta bir cihangir görmedi. Halbuki, Bahaeddin Naksibend?in tesir sahasi, yüzyillar boyunca sürekli genisledi, siyasî ve fizikî sinirlari asarak, Islâm dünyasinin Magrib ve asagi Sahra Afrikasi disindaki bütününe yayildi. Bahaeddin Naksibend, Gucdüvanli Abdülkadir?den bir asir sonra dogdu ve onun ruhaniyetine intisab etti. Hafî zikre yöneldi. Sema ve halveti reddetti. Kerameti önemsemedi. Kiyafeti sart kosmadi. Tekkede oturmadi. (Bu yönleriyle melâmetiyeye benzetilebilir.) Kendisinden önce Türkistan?da etkili olan Yaseviye?nin zamanindaki mürsidleriyle de iliski kurdu. Böylece, Fars ve Türk akimlarini birlestirdi. Zahirde halk ile, bâtinda Hak ile olmak gerektigini savundu. Silsilesi alevî fakat, yolu sünnî idi. Sonradan tarikatin silsilesinin Hz. Ali ile birlikte Hz. Ebubekir?e de ulastigi kabul edildi. Bu tasavvufî yolda seriata baglilik esasti, seyhe baglanmak da gerekliydi ve bazi ahvalde siyasî faaliyete de cevaz verilmisti... ?Veliler serdari? yani, ermislerin kumandani olarak nitelenen Bahaeddin Naksibend?in vefatindan sonra Yakup Çerhi ve bilhassa Ubeydullah Ahrar tarikatini yaydi. Babasi Ulug Bey?i öldürerek hükümdar olan Abdüllatif 6 ay hüküm sürebildi, beyleri babasinin intikamini almak için onu öldürdüler! Ardindan Sahruh?un torunu Abdullah. Bir kaç ay, sonra Miran Sah?in soyundan Ebu Said hükümdar oldu. 17 sene. Bu dönemde naksi seyhi Hoca Ubeydullah Ahrar?in kirk yillik etkili dönemi baslar. Bir asir sonra yasayan Molla Cami bu yolun ulularindandir. Mahmud Urmevî?nin Safevî baskisi ile Diyarbekir?e yerlesmesi ile naksîlik Anadolu?da köklesmeye baslar. Yegeni Açikbas Mahmud Efendi Bursa?ya yerlesir... Istanbul?da ilk naksî tekkesini 1490?da Ubeydullah Ahrar?in halifesi Abdullah-i Ilahî kurar. Yerini Emir Buharî?ye birakir. Anadolu naksiligin ikinci merkezi hâline gelir. Naksiler Türkiye?de 19. yüzyila kadar siyasetle fazla içli disli olmazlar. Osmanli sahasinda Balkanlarda, bilhassa Bosna?da da etkili olurlar. (Yarin: Haminnemizin pozitivist hurafeleri ve tekkeler)
Bu haber 2282 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|