Degerli okuyucularim bu haftaki konumuzu içinde bulundugumuz mübarek ramazan ayi olmasi münasebetiyle oruca ayirmak istiyorum. Hepiniz tarafindan çok iyi bilinen bazi konulari bu mübarek ayda tekrar derleyip yazmakta fayda mülahaza ediyorum. Bu gibi konular ne kadar bilinse de ola ki unutulan bir konuya isik tutabilirsek insallah sevabina nail oluruz.
Ramazan orucu ve oruç çesitleri
Ramazan orucu Müslüman, akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsakten önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir Müslüman o günün orucuna niyet etmis olur. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimse de oruca, niyet etmis sayilir. Ancak oruç tutan kimsenin hem içinden niyet etmesi, hem de dili ile "Niyet ettim Ramazan�in yarinki orucuna" diye söylemesi daha iyi olur.
Bes çesit oruç vardir:
1) Farz oruç: Ramazan orucunun edasi ve kazasi farzdir. Kefaret oruçlarinin tutulmasi da farzdir.
2) Vacip oruç: Adak oruçlari ile bozulan nafile orucun kaza edilmesi vaciptir.
3) Sünnet oruç: Kamerî aylardan Muharrem ayinin 9-10 veya 10-11. günlerinde oruç tutmak sünnettir.
4) Müstehap oruç: Kameri aylarin 13. 14. 15. günleri ile her haftanin Pazartesi ve Persembe günleri, Sevval ayinda 6 gün oruç tutmak müstehaptir.
5) Mekruh oruç: Iki türlü mekruh oruç vardir:
a. Muharrem ayinin sadece 10. günü, yalniz Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak, iki orucu iftar etmeksizin birbirine eklemek veya senenin tamamini oruçlu geçirmek "TENZÎHEN MEKRUH�TUR.
b. Ramazan bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin 4 günü oruç tutmak "TAHRÎMEN MEKRUH�TUR.
Ramazanda oruç tutamayanlar ne yaparlar?
Oruç tutmayacak kadar hasta olanlar, hastaya bakanlar, Ramazan ayinda yolculuk yapanlar, gebe veya emzikli olanlar, asiri yaslilar ve düskünler, aybasi hali veya logusalik halinde bulunan kadinlar Ramazan ayinda oruç tutmazlar. Bunlardan:
a. Aybasi hali veya logusalik halinde olan kadinlar ile emzikli ve gebe olan kadinlar,
bu özürleri sona erdikten sonra ve Ramazan ayi disinda oruçlarini kaza ederler.
b. Yolcular, yolculuklari bitince oruçlarina baslarlar. Ramazan ayinda tutamadiklari
oruçlarini Ramazan ayindan sonra tutarlar.
Oruca ne zaman ve nasil niyet edilir
Orucun sahih olmasi için niyet etmek sarttir. Niyetsiz oruç makbul degildir.
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kusluk vaktine kadar niyet edilebilir. Söyle ki:
Normal olarak oruca, sahur yemegini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayip yeme içme zamaninin bittigi imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, günes dogmus olsa bile, kusluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir sey yapmasin. Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarinin orucuna niyet edebilir,
geceleyin kalkip tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayinda tutulamayan orucu, baska günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri agarmadan önce» yapilmasi gerekir. Kefaret oruçlari da böyledir. Bu oruçlara imsakten sonra niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarin oruç tutacagini kalbinden geçiren kimse niyet etmis demektir. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimsenin bu düsüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapilan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: " Niyet ettim Ramazan-i serifin yarinki orucuna "
diye söylemelidir.
Orucu bozup kaza ve kefaret gerektiren haller
Oruçlu oldugunu bildigi halde kasden:
1) Yemek, içmek, (ister gida maddesi, isterse ilaç olsun)
2) Cinsi iliskide bulunmak.
3) Sigara içmek
Orucu bozar, kaza ve kefareti gerektirir.
Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktir.
Bozulan bir gün orucun yerine iki ay veya altmis gün pes pese oruç tutmaktir.
Ramazan ayinda niyet ederek oruca baslayan bir kimse özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi iliskide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrica oruç özürsüz olarak ve bile bile bozuldugu için de kefaret tutmasi gerekir.
Baslanan bir orucu bilerek bozmanin dünyadaki cezasi kefarettir. Yani altmis gün birbiri ardinca oruç tutmaktir. Herhangi bir sebeple kefaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden baslayip altmis günü kesintisiz tamamlamak lazimdir. Kadinlar kefaret orucu tutarken araya giren âdet günlerini tutmazlar, âdet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek altmis günü tamamlarlar.
Oruçluya mekruh olan hususlar
1) Bir seyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak
2) Lüzumsuz yere bir sey çignemek
3) Sakiz çignemek
4) Kendisinden emin olmayan bir kisinin hanimini öpmesi, boynuna sarilmasi, kucagina almasi
5) Tükürügü agizda biriktirip yutmak
6) Kan aldirmak
7) Kendini zayif düsürecegini tahmin ettigi yorucu bir iste çalismak
8) Agzina su alip çalkalamak
Orucun Faydalari
Biz ibadetleri, dünyevî faydalarindan dolayi degil; Allah emrettigi için yapariz. Fakat su da muhakkak ki Allah, her zaman yararimiza olan seyleri yapmamizi emreder, zararimiza olan seyleri yasaklar. Oruçta gerek ruhumuz, gerek bedenimiz için pek çok fayda vardir. Oruç, nefsin sehvetlerini kirar, önüne geçilmez ihtiraslarini, azginliklarini dizginler. Oruç tutmadigi zaman insan, caninin çektigini yemek ister, ama oruçlu bunu yapamaz. Harama bakmaya meyleden nefsi, oruç bundan men eder, zinanin ve diger haram hususlarin sebeplerinden uzaklastirir; nefsin bayagi istahlarini kirar. Bundan dolayi Peygamberimiz, orucun kötülüklere karsi bir kalkan oldugunu söylemis[1] ve demistir ki:
"Içinizden kimin evlenmege gücü yeterse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan korur. Buna gücü yetmeyen oruç tutsun. Çünkü oruç, onun sehvetini kirar."[2]
Oruç vücuda saglik getirir. Bir yil tika basa yemeden dolayi mide yorulur. Iste oruç, midenin uzun süre dinlenmesine vesile olur. Ancak iftar vakti ölçüyü kaçirip mideyi sisirmemek ve teravihi de mutlaka kilmak lâzimdir. Teravih, ibadet yönünden orucun tamamlayicisi oldugu gibi; dolan midenin, yemekleri kolayca sindirmesine de yardimci olur. Bilindigi gibi, sismanlik (obezite), insan sagligina çok zararlidir. Iste iftarlari ve sahurlari ölçülü yemek sartiyla insan, oruç tutarak vücutta birikmis zararli kilolari, yükleri atmis olur.
Oruç, insanin duygu ve düsüncelerini inceltir. Insani sefkatli, merhametli yapar. Oruç tutan insan, açligin ne demek oldugunu, sürekli olarak açlik ve sefalet içinde kivrananlarin istirabini anlar; onlara elinden geldigince yardim etmege çalisir. Oruç, insani sabra, dayanikli olmaya alistirir. Bugün istegiyle oruç tutan kimse, bir gün savas, deprem veya baska felâketler gibi zor sartlar karsisinda yiyecek bulamadigi zaman, daha önce kendisini aç kalmaya alistirdigi için dayanir. Ama hiç oruç tutmayan insanlar, birkaç saat aç kalinca açliktan öleceklerini zanneder, daha isin basinda ruhen çökerler. Oruç ayi, bolluk ve bereket ayidir. En fakir ailenin dahi evinde bakarsiniz Ramazan ayinda bir bolluk-bereket vardir. Allah oruç tutan o insanlara ummadiklari yerden rizkilar gönderir. Bunu her Müslüman ailesi bilir.
Oruç, manevî duygulara güç verir. Ruh, su ten kafesine bürününce maddenin etkisi altinda kalarak hayvansal duygulara esir olur. Biz kendimizi açliga alistirirsak, maddî arzularimiz zayiflar, ruhanî hislerimiz kuvvetlenir, gönül gözümüz açilir. O yüzden bütün peygamberler riyazet yapmislar, oruç tutarak yücelmislerdir. Peygamber Efendimiz, henüz kendisine peygamberlik gelmezden önce Hira magarasina çekilir, yemekten kesilir, riyazet yapar, derin tefekküre dalardi. Rasûlullah (s.a.s.) orucu severlerdi. Medine'ye gelmezden önce, yani daha oruç farz kilinmamisken, her ay üç gün ve bir de Asure günü nâfile olarak oruç tutmayi tavsiye ederlerdi. Nihayet Medine'ye hicret etmelerinden bir buçuk yil sonra Saban ayinin onunda Ramazan orucu farz kilinmistir. Riya karismadigindan dolayi Allah indinde en makbul ibadet oruçtur. Bir kutsi hadiste Cenabi-i Allah: "Oruç Benim içindir, onu Ben mükâfatlandiririm"[3]buyurmustur.[4]
[1] Buhârî, Savm: 9.
[2] Buhârî, Savm: 10.
[3] Buhârî, Savm: 9.
[4] Süleyman Ates, Yüce Kur'an'in Çagdas Tefsiri, c. 1, s. 304-305; Ahmet Kalkan, Kur�an Kavram Tefsiri
Bu vesile ile tüm Türk Islam Âleminin mübarek Ramazanini tebrik eder saygilar sunarim.
Bu haber 3122 defa okunmuştur.