Alman tarihçi Dr. Ludwig Beck, “Tarihi baslatan Türkler’dir,” der. Medeniyetin merkezi Orta Asya’dir. Buradan dalgalar halinde gelen göçlerle; Çin, Hindistan, Iran, Anadolu (Hitit), Roma (Etrüsk), Misir ve Mezopotamya’ya, kisaca; bütün dünyaya buradan yayilmis ve Bering Bogazi üzerinden Amerika kita’sina ulasmistir.
Asya ve Avrupa’da oldugu gibi; Amerika kitasinda da Aztek, Maya ve Inka uygarliklarinin temelinde Orta Asya’ dan göç eden insanlarin, Türkler’in izleri vardir. Atatürk, 1935 yilinda Meksika Büyükelçiligine Tahsin Mayakon (Mayatepek)’i görevlendirdi. Tahsin Bey, Mu kitasi, Mayalar ve Türkler arasindaki iliskiyi arastiracakti.
Türkler, yalniz özgürlük ve bagimsizlik konularinda degil, ayni zamanda medeniyette de diger milletlere örnek olmuslardir. Türk medeniyeti Islam medeniyeti ile karisarak, Selçuklu dinamizmini, Islam Türk medeniyeti de Latin medeniyeti ile karisarak, Osmanli dinamizmini meydana getirmislerdir.
Düsmanlarimizdan olan önce Çinli, sonra da Avrupali tarihçiler, bizi daima “sadece savasmasini bilen, medeniyetten mahrum, barbar ve göçebe bir millet olarak ” göstermislerdir. Eger öyle olsaydi, simdiye kadar yasayip gelmemize maddeten imkan olamazdi. Türkler’ in Islam’dan önce komsu olduklari komsulari olan Çin ve Iran medeniyetlerinden daha üstün oldugunu 1900’den bu yana yapilan arkeolojik kazilar ve çikarilan eserlerden delilleriyle anlasilmaktadir. Nitekim, Rus Arkeologu Kozlov, gözlemlerine dayanarak “ Asya’da oturan Türkler, söylendigi ve zannedildigi gibi barbar olmayip, o zaman bilinen medeniyetin en yüksek zirvesine çikmislardi”, diyor. Bu çok dogru bir itiraftir. Türkler’ in, Orta Asya’da çok genis alanlarda arpa, bugday, çavdar, dari, çeltik ziraati yaptiklari ve hatta yonca ve pamuk ekip biçmesini bildikleri, sulamaya önem vererek barajlar yaptiklari, kanallar açarak tarlalarini, bag ve bahçelerini suladiklari, bir çok meyve ve bilhassa üzüm yetistirdikleri, sarapçilik, aricilik, ipekböcekçiligi yaptiklari bugün artik bilinmektedir. Altay Daglarinin etegindeki “Pazirik”ta Rus arkeologu Rudenko tarafindan yapilan kazilarda, M.Ö. 4-3 y.y. lara ait “hali, kilim, eger ve farkli at kosumlari ile savas arabalari parçalari” ele geçirilmistir.
En eski medeniyet olan Uygur Türkleri’ nin kültürlerine dikkatleri çekmek, milli tarihimizin hasmeti bakimindan faydali olacaktir. Göktürk alfabesinden sonra Uygurlarinda gelistirip kullandigi bir Türk alfabelerinin oldugu bilinmektedir. Uygur Türkleri, Çin, Hint ve Iran kültürlerinin etkisinde kalmis ve çok renkli bir kültür gelistirmislerdir. Uygurlar daha IX yy’dan itibaren kagit ve matbaayi ilk kullanan Türk kavmidir. (Tun-Huang Magarasindaki buluntular) Türk kavimlerinin icat edip kullandiklari takvim sistemi, on iki hayvanli takvim sistemidir. Tuzu, konserve ve yogurt yapmayi bulup insanligin hizmetine sunanda Türklerdir.
Tarihte Türk; haksizlik yapmayan, haksizliga boyun egmeyen, yalan, hile, riya bilmeyen, vatani, milleti, namusu, san ve serefi için hayatini fedadan çekinmeyen; zulmetmeyen ve sözünden dönmeyen, en yüce Islam dinine iman eden, vatan yaptigi her yerde ilim ve kültür mesalesini tutusturan, dürüstlükten ayrilmayan, beseriyete örnek olmakla görevli; adaleti, ahlaki, mertligi, fazileti ve kahramanligi temsil eden bir millettir.
Kasgarli Mahmut’un dedigi gibi, “Allahü –Teala’nin devlet günesini Türklerin burcunda dogurmus oldugunu ve onlarin (mülkleri) üzerinde göklerin dairelerini döndürmüs bulundugunu; onlara Türk adini verip yeryüzünü onlara emanet ettigini; onlari zamanimizin hakanlari yaptigini, dünya milletlerinin yularini onlarin eline verdigini; onlari bütün halklarin yönetimine atadigini; onlari Hakk üzere güçlendirdigini, onlarla birlikte çalisanlari ve onlardan yana olanlari aziz kildigini; Türkler yüzünden (yandaslarini) her muradlarina eristirdigini; ve bu kisileri kötülerin ve ayak takiminin serrinden korudugunu görünce anladim ki oklarinin isabetinden kurtulmak için, akli olana düsen vazife, onlarin yolunu tutmaktir. Derdini dinletmek ve Türklerin gönlünü almak için onlarin dilleriyle konusmaktan daha iyi bir yol yoktur”.
Sözü Ebul Gazi Bahadir Han’la bagliyorum. “ Benden sonra gelenlere derim ki, adlarinin büyük adamlar arasina girmesini istiyorlarsa, ellerine kalemlerini alsinlar, kalplerini ve gönüllerini büyük atalarinin ve soylarinin bilgi ve ibret pinarlarina dayasinlar. Dünya’nin dört bir bucagina yayilan, medeniyetlere medeniyet, insanlik faziletlerine faziletler katan, tarimda, hayvancilikta, ticarette, devlet kurup idare etmekte, siyaset ve askerlikte Dünya milletlerine örnek olan, sinirsiz bir hosgörüyle insanlari seven Türk milletinin ününü, sanini ve medeniyetini yazsinlar”.
Atalarina layik Türkler yetismesi dilegi ile.
Bu haber 4067 defa okunmuştur.