| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
SON YORUMLANANLARHAVA DURUMU |
Bir Sahaf Piri PIRE MEHMED
19 Şubat 2010, 05:59 Erzurum hakkinda çok sey bilirdi. Kitaptan bas kaldirmamis, yillar boyu okumus, yazmis, arastirmis, derlemis, birikdirmis, siraya koymus ve çok ise yarayacak haylî notlar ve vesikalar edinmisti. Bu notlar ve bir takim hasiyeler, zamanla hizini kaybederek bir köseye birakilmis ve toz toprak altinda kalmis olmasina ragmen yine de kiymetlerini kaybetmemislerdi. En büyük meziyeti su idi.: Sorulani mutlaka cevaplandinr; ne biliyorsa söyler, nesi varsa ortaya döker; hele memleketi için hiç bir seyi esirgemez; olanca cömertligi ile önümüze sererdi. Onu resmî ve askerî vazifelerinden ayirip, kitapçi, kütüphaneci ve bilhassa kitâbiyatçi yapan da hep bu memleket sevgisi, bu tarih düskünlügü idi. Erzurum'daki ILIM OCAGI bu ask ile açilmis, KÂN köyündeki kütüphane, yine bu gaye ile kurulmustu. Insan kadri bilmiyenler, nedense çekemeyenler, bir acayip rûh hastaligi için deger ve degerliye daima gözlerini kapayanlar için "makbul adam" sayilmamisti. Yasadigi müddetçe Erzurum'un her dâvasina karismisti. Küçücük boyundan ve cirminden umulmayacak büyük islerin basma geçmis, hayli fedâkârliklara katlanmis, çektigi iskenceler arasinda idama götürülmek tehlikesine bile ugramisti. Fakat dâvasindan, gayesinden sasmamis, gittigi yolda yilmazdi. Her mânada irfanli bir insan olan münevver seyhlerden ve "settâriye" den KOL AGASI ALI RIZA merhuma da yaptiklari gibi bu zavallinin da arkasindan söylemediklerini birakmadilar. Böyle olmakla beraber bu kiymeti bilinmeyen insanin Erzurum için yapmadigi bir sey yoktu. Onu kimse bildigi yoldan döndürememisti. Onun kadar kendisini Erzurum a vermis, onun kadar zayip çizmis insani az gösterebilirim. Talebeliginden, gençliginden, askerliginden beri Erzurum sevgisi ile yasadi. Bunun için okudu; bunun için topladi. Bir satirlik bile olsa ufacik bir vesikaya, titrer,. Onu çeyiz sandiklarinda saklar gibi sakladi. Bir yapragini yitirmedi. Gönlünü ve ömrünü yalniz bu islere vermisti. Yazip çizmesi, derleyip toplamasi, hattâ biraz fazla gibi görünen konusmasi, sadece bu sevgiden ileri geliyordu. Yalniz bu dilberin sevdalisi idi.
Sorulani mutlaka cevaplandinr; ne biliyorsa söyler, nesi varsa ortaya döker; hele memleketi için hiç bir seyi esirgemez; olanca cömertligi ile önümüze sererdi. Onu resmî ve askerî vazifelerinden ayirip, kitapçi, kütüphaneci ve bilhassa kitâ-biyatçi yapan da hep bu memleket sevgisi, bu tarih düskünlügü idi. Erzurum'daki ILIM OCAGI bu ask ile açilmis, KÂN köyündeki kütüphane, yine bu gaye ile kurulmustu. Erzurum'un iç tarihinden, içtimaî hâdiselerinden baska idarî hayati ile de ugrasirdi. Kumandanlari, valileri, belediye reisleri, defterdarlari, mektupçulari hakkinda hayli notlar ve bilgiler toplamisti. Yerli esnaf tesekküllerinden Ilica'lara, Çermik'lere, hattâ mahalle meczuplarinin eskimis hâtiralarina, masal ve menkibelere kadar yazilmakla bitmeyen çok zengin bir bilgi malzemesine sahipti. Lâkin ne yaziktir; evet pek çok yaziktir ki Erzurum ile ilgili her konuda, her çagda ise yarayacak olan bu çesitli ve genis malûmati, bir cilt içinde toplayamadi. Bildiklerini, yazdiklarini, bir kitap haline getiremedi. Yine pek çok esef olunur ki, arkasinda kalan bu perisan notlar ve madde halindeki daginik yazilar, okunakli, düzgün bir sekilde yazilmadigindan bir kismi da kursun kalemle acele karalanmis bulundugundan bunlann bir çogu, içinden çikilir seyler degildir. Faide saglanmasi çok çetindir. Beseri zaaflardan kurtulamiyan her fâni gibi birazcik kendini begendigi ve anlattiklarinin bir kismina "mübalaga" kattigi olurdu. Lâkin kabul etmek lâzim gelir ki bu sekilde bilgi ve yetkisine inanmasi, güvenmesi, büsbütün de yersiz degildi. Bunun içindir ki bir çok islerde kendisini basta ve önde göstermek istemesini, onun sahsina mahsus bir zevki ve âdeti olarak bellemistik. Hosumuza giderek dinlerdik. Bu tarafi, yan ciddî, yari lâtife olmakla beraber gerçekten pek de uzak olmadigi için, söylerken yakistirmasini da bilirdi.. Yakinlarinin çok iyi bildigi bu halini, ben de her vesile ile görüp ögrendigim için, tatli tatli dinlerdim. Bu hal yillarca böyle devam etti. Çünkü biliyordum ki, konusulurken icap edenleri seçmek ve süzmek, "HUZ MÂ SAFA DA' MA KEDER" geregince dinleyene aittir. Söyledigimiz gibi bu kiymetli insanin kendi yurdunda nedense kiymeti pek biîinmemisti. Hakli olarak kendisine kiymet verilmesini, hürmet gösterilmesini isterdi. Bunun içindir ki küçük bir tebessüm ve takdirkârlik, iltifatli bir bakis, orfti bir çocuk saffetiyle sevindirir, içinin susuzlugunu giderirdi. Lâkin bütün cömertligine, bütün fedakârlikla nna ragmen, memleketi için yaptiklarinin degerlendirildigini görmek, kendisine kismet olmadi. Içinde sakladigi bu yillanmis arzu ve özleyis nihayet kendisi ile beraber ahiret'e götürdü. ÇELEBI'miz her sene istanbul'a gelip giderdi. Fakat "daimi" olarak yerlesmesi 1957 den sonradir. 3000 liraya yakin bir para harcayarak ki kütüphanesini buraya getirmisti. Sadece yerlestirilmesi aylarca süren bu kütüphanede gece yarilarina kadar çalisir; geçmisin hâtiralarini, bu günü olaylarini bir araya getirmege ugrasirdi. "Hâtirat i bitiremiyecegine çok üzülüyordu. Hiç degil TARÎH ANAHTARI dedigi küçük fihristinin bastinlip, dagitildigini görmek istiyordu. Tesebbüslerinin sonucunu almadan, hayati sona erdi ve ya zik oldu... Son yillarini tamamiyle ilme, ibâdete ve mutalâaya vermisti. Cami ve kütüphaneden baska bir yere gitmiyor, her Cum'ayi ayn bir camide kilyordu. Allahina secde etmenin doyum olmaya safasmdan, hiç kaçirmadan bulundugu Hafiz Cemiyetierinden, Mevlidlerden ve indirdig "Hatm serif" lerden sevdiklerine, dostlarina bir münasebetle bahsederken mâsûm bir çocuk sevinci yasardi. Yasi 81 i astigi halde bir delikanli gibi çalismaktan yorulmazdi. Sihhat ve hayatindan hi bir sikâyeti yoktu. Son günlere kadar nes'e ve enerjisini kaybetmedi. Eskiden oldugu gibi kitap ve kalem elinden düsmedi. Bir cumartesi günü aksami yatsi namazir kildiktan ve elinden birakmadigi Kur'ani Kerim kapadiktan sonra yatagina girdi. Sabaha karsi 80 bu kadar yillik hayatinin kitabi kapaniverdi (14 Ekim 1961). O gün bir Erzurum'lu dostunun Mevlid Cemiyetine gidecekti. Onu Kadiköy'ü "Kosu Yolu”ndan alip, ahiret yoluna ugurladilar1..
Erzurum'da yasli bir münevver, eski bir "Kitabiyatçi" (kitap ilmi -Bibliyografya) olan MEHMET NECATI ÇELEBI'nin ebedî ufûlü karsisin-içten üzüntü duyarak söyleyecegimiz en kisa sudur: ÇELEBI'miz kimseye benzemiyen orijinal sahsiyetine, etrafli bilgisine ve kabul etmemiz lâzim gelen yetkisine ilâve olarak elinde yigin yigin vesika bulundugu, bir çok tarihî olaylarin da bizzat içinde yasadigi halde ne eseri ile, ne kalemi ile memleket tarihçisi olamadi; tarihçiye rehber olarak kaldi. Istemis, biraz da himmet etmis olsa idi yurdunun tarihini yazabilecek, hattâ bir çoklarina ögretebilecek durumda idi. Kaynak Tarih Yolunda Erzurum Aralik 1961 9-10 sayi Cemalettin Server
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
| Hüsamettin KÖKSAL | |
| BATISIN VE BITISIGIN ESIGINDEKI ABD |
| Mehmet Dogan | |
| Yazi, Yazarlik, Modern Zamanlarda Yazar |
| M.Çetin Baydar | |
| Narmanli Sokagi |
| Ahmet Fidan | |
| Kültür Bakani Günay TYB'ye neden Tavir Koyuyor? |
| Fatih DURMUS | |
| Dünya devleti olma yolunda ilerlerken bölücülük hareketleri |
| Prof. Dr. Oya Akgönenç | |
| LİBYA : KOLLEKTİF SÖMÜRGECİLİK: Yeni bir dönemin başlangıcı |
| Ramazan Durmus | |
| Açik mektup |
| Abdurrahman Sahin | |
| ATESLE OYNAMAK |
| Mehmet MALDAR | |
| Bankalarin Yeni Taktigi |
| Minberden Gönüllere | |
| MINBERDEN GÖNÜLLERE.. |
| Ibrahim Ulvi Yavuz | |
| Okumak |
| Ibrahim Demirci | |
| Türk Dil Kurumu'na yakismiyor! |
| Selçuk SILSÜPÜR | |
| YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İ ANLAMAK! |
| Ürün ve Hizmet Tanitimi | |
| Yalan dünya son bölüm izle |
![]() |
erken rezervasyon 2012
erken rezervasyon 2012
Tüm Yayin Haklari Sakldir. Izinsiz Kullanilamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |