24 Ocak 2010 Pazar gecesi TRT 2 ekraninda Önce Siir Vardi programinin açilisinda Karacaoglan’in su meshur siiri okundu:
Incecikten bir kar yagar Tozar Elif Elif diye Deli gönül abdal olmus Gezer Elif Elif diye
Elif'in ugru nakisli Yavru balaban bakisli Yayla çiçegi kokuslu Kokar Elif Elif diye
Elif kaslarini çatar Gamzesi sineme batar Ak elleri kalem tutar Yazar Elif Elif diye
Evlerinin önü çardak Elif'in elinde bardak Sanki yesil basli ördek Yüzer Elif Elif diye
Karac’oglan egmelerin Gönül vermez degmelerin Iliklenmis dügmelerin Çözer Elif Elif diye Nihad Sami Banarli’nin Metinlerle Türk ve Bati Edebiyati adli ders kitabinda bu siiri Türk halk siiri nazim biçimlerinden semaiye örnek olarak okumustuk. Orada siirin son dörtlügüne, herhâlde lise ögrencilerinin aklini karistiracak bir müstehcenlik vehmedildigi için yer verilmemisti. Oysa TRT programi, bu siiri “kosma” diye sundu. Programin bas konusmacisi Talat Sait Halman da, “kosma” kelimesini tekrar etti. Mustafa Serif Onaran ile Hilmi Yavuz’dan da buna herhangi bir itiraz gelmedi. Bestelenen siirler, güfte olsun diye yazilan siirler, bestelenince deger yitiren veya deger kazanan siirler üzerinden yürüyen söyleside halk siirinin –neredeyse bütünüyle- müzik ile birlikte oldugu, bu nedenle bir adinin da “Saz Siiri” oldugu vurgulanabilirdi, vurgulanmadi. Fakat beni asil sasirtan, “semai”nin yok sayilmasi oldu.