Türk ve Ermeni halklari ilk kez 11. yüzyilda karsilastilar. Roma ve Bizans döneminde mezhep farki yüzünden sürekli ezilen, hor görülen Ermeniler, Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya yerlesmesiyle rahat bir nefes aldilar. Bu iki halk Osmanli dönemi dâhil birlikte huzur içinde yasamaya devam ettiler, ta ki 1877 yilina kadar. Hatta Osmanli Imparatorlugu döneminde en imtiyazli konumda olduklarindan Millet-i Sadika (en güvenilir, en sevilen topluluk) ilan edilmislerdir. Ermeni asilli Osmanlilardan çok önemli mimarlar, askerler, yöneticiler yetismistir. 1789’daki Fransiz ihtilali nedeniyle milliyetçi akimlarin ortaya çikmasi ve emperyalist bati ülkelerinin Osmanliyi parçalayip, topraklarini ele geçirme anlayislari…
18. yy.da ‘Hasta Adam’ ilan edilen Osmanli Devleti bu kötü durumdan kurtulmak için bazi adimlar atmistir. 1839 yilinda Gülhane Hatti Hümayunu ile birtakim yenilikler yapmislardir. 1877 yilinda toplanan Meclis-i Mebusa’ da 240 üye bulunuyordu. Üyelerden 60’i gayrimüslimdi. Çogunlugu da ermeniydi. Fakat batililar Osmanliyi parçalamaya bir defa karar vermislerdi. 1890 yilinda Tiflis’te “Ermeni Ihtilal Cemiyetleri Birligi” kuruldu. Bu olusumu Ingiltere, Amerika, Rusya, Isviçre ve Fransa gibi ülkeler desteklemeye basladilar. Milliyetçilik ve din faktörü ön plana çikinca Ermeni ulusunu kandirmak kolay oldu.
Derken iktidara Ittihat ve Terakki Cemiyeti geldi ve Osmanli Devleti bir anda kendini 1.Dünya Savasinda buldu. Savasin baslangicinda Birlesik Milli Ermeni Kongresi, Ermenilerin Osmanliya sadik kalacaklari konusunda karar almisti. Ne yazik ki bu karara hiç uymadilar. Doguda Osmanli-Rusya savaslarinda 180 bin Ermeni Rus ordusunda Osmanliya karsi savasti. Ermeniler bin yil birlikte yasadigi Türkleri arkadan vuruyorlardi. Osmanli birçok cephede savasirken, Ermeniler doguda akil almaz katliamlar yapmaya basladilar. Önce Zeytun’da baslayan ayaklanma, Kayseri, Bitlis, Kirsehir, Erzurum, Diyarbakir, Sivas, Trabzon, Ankara, Van, Izmit, Adapazari, Adana ve Izmir gibi sehirlerde devam etti.
Osmanli Devleti de bu katliam ve ayaklanmalarin önüne geçebilmek için 27 Mayis 1915 yilinda Ermenileri Tehcir (Göç) yasasi çikararak, özellikle doguda yasayan Ermeniler yine Osmanli topragi olan Irak, Suriye, Lübnan gibi bölgelere göç ettirilmesi kararlastirildi.
Tehcir ile birlikte Ermeniler dünyaya soykirim yapiliyor iddialarinda bulunmaya basladilar. Istanbul’da Osmanli Padisahi II. Abdülhamit’i bombali suikastla yok etmeye çalisanlarin Ermeni oldugu da unutulmamalidir.
Soykirim iddialarina gelince; 1914 nüfus sayimlarina göre Anadolu’da yasayan Ermeni sayisi 1.300.000 idi. Bunun 525,000’i Rusya’ya göç etmislerdir. Amerika basta olmak üzere batiya göçenlerin sayisi da 582.000 ‘dir. Toplam 1.107. 000 Ermeni’nin göç ettigi anlasiliyor. Türkiye’de kalan 50.000 Ermeni’yi hesaba katinca, Göç sirasinda hayatini kaybeden Ermeni sayisi sadece 143,000 civarinda oldugu anlasilmaktadir. Yani soykirim diye bir sey söz konusu degildir. Türkler tarihleri boyunca hep mazlumun yaninda olmus ve vatandaslarini din, dil, etnik kökeni ne olursa olsun incitmemis ve en adil sekilde yönetmistir.
Dünyada Türklerin Ermeni soykirimini taniyan ülkeler sunlardir.
Arjantin, Uruguay, Kibris Rum kesimi, Rusya, Kanada, Yunanistan, Belçika, Italya, Vatikan, Fransa, Isviçre, Slovakya, Hollanda, Polonya, Almanya, Venezüella, Litvanya ve Sili.
Bu ülke insanlarina sorsaniz birakiniz soykirimi Türkiye’nin dünya haritasindaki yerini bile bilmez. Bu ülkelerin sicilleri de bozuk, aynada kendilerini görüyorlar zaten.
Basbakanlik resmi arsivlerine göre 1910-1922 yillari arasinda Anadolu’da 523.955 Türk, Ermeni çeteciler tarafindan yok edilmislerdir. Yani asil soykirimi yapan Ermenilerdir. 1915 olaylarini “Soykirim” olarak degerlendirip pisirip pisirip önümüze tehdit unsuru olarak sunan Batili emperyalistler kendi suçlarini örtbas etmek için yillardir “soykirim” yakistirmasini kullanmaktan vazgeçmediler ve vazgeçmeyeceklerde. Çünkü onlarin derdi üzüm yemek degil bagciyi dövmek.
Tek tarafli hüküm veren, 1915 olaylarina iliskin devlet arsivlerini gelin birlikte inceleyelim, diyen ülkemize yanasmayan, kendilerini tarihçi yerine koyup pesin hüküm verip Türkiye’yi yargilayan bu zihniyet, soytariliktan baska bir sey degil.
Birde utanmadan sözde Ermeni soykirimini taniyip onlardan özür dileyen yerli aydinlarimiz bile var. Yani disarida düsman aramamiza gerek yok, içerdeki soysuzlar varken.
Bu iddialara bir Türk atasözü ile cevap veriyorum. “IT ÜRÜR, KERVAN YÜRÜR”.
Bu haber 3528 defa okunmuştur.