|
|
Anasayfa » Selçuk SILSÜPÜR
TÜRKIYE'DE ETNIK GERILIM VE MILLI KÜLTÜR'ÜN ÖNEMI
03 Mayıs 2010, 10:23
Selçuk SILSÜPÜR
TÜRKIYE’DE ETNIK GERILIM VE MILLI KÜLTÜR’ÜN ÖNEMI
Etnik gerilim; farkli etnik gruplar arasindaki karsitligin ya da etnik gruplarin devlete karsi tavirlarinin, degisik düzeylerde tanimlanabilen toplumsal huzursuzluktur. Etnik gerilim, toplumsal üretkenligi ve siyasi istikrari, ekonomik gelismeyi engelledigi gibi, Milli birlik ve beraberligi zedeler, ülkenin bütünlügünü tehdit edebilir. Bu nedenle, ülkeler bu konuyu bir devlet sorunu ciddiyetiyle degerlendirmesi gerekmektedir. Hosgörüsüz, önyargili, ayirimci, güvensizlik, esitsizlik ortamlarinda etnik gerilim kaçinilmazdir. Dolaysiyla etnik gerilimin önlenmesinde ve giderilmesinde hosgörü ve esitligin güvencesi demokratik hak ve özgürlükler önemlidir.
Bugün, hayran olunan Bati devletleri, bugünkü gelismislik seviyesine erisebildiyse, bunu sadece demokrasi, insan haklari degil, ekonomik sistemleri dahi, bunlari isler hale getiren kültür temellerine oturtarak basarmistir. Bugün her ileri ve uygar ülke, ayri ayri kendine özgü, uygulama ve asamalardan geçerek bugünkü düzeye erismislerdir. Türkiye uzmani Prof. Dr. Bernard Levis, demokrasinin çok güçlü bir ilaç oldugunu, ancak dozunun ayarlanmamasi halinde güçlü ilaçlarin da ölüme yol açtigini özenle hatirlatmis, vurgulamistir.
Ayrica, unutmamak gerekir ki, özgürlük insan için sadece bir hak degil, ayni zamanda bir sorumluluktur. Kisinin, özgür iradesiyle karar vermesini, seçim yapmasini, sorumluluk almasini da zorunlu kilar. Çünkü demokrasi en genis anlamiyla bir sorumluluk rejimidir.
Bu nedenle, çagdas bilimsel temellerde olusturulacak ve halkini mutlu kilmayi esas alan bir Milli kültür politikasi; demokrasi, özgürlük ve insan haklarini kültür olarak da içeren bir program olarak anlasilmalidir. Ancak “Milli” kelimesini bir “öcü” gibi algilayan, millilikle, irkçiligi, sovenizmi bir türlü ayirt edemeyen bazi aydin kesimlerimiz, bu hayati konuda politika olusturulamamasinin baslica sorumlularindandirlar. Milli demek bu millete, bu milletin kutsadigi degerlere saygili olmak, milli sinirlar içindeki halkimizin mutlulugunu ve çikarlarini gözetmektir. Evrensel degerleri yoguran da Milli zenginliklerdir.
Bati’da Milli kültür ve egitim programi olmayan tek bir ülke yoktur. Bati, bugünkü huzur ve mutluluk ortamlarini milli olarak milli kalarak saglamislardir.
Türkiye, yillardir ihmal ettigi Milli kültür ve egitim politikasini saglam bir temele oturtmadikça, bu politikalarin alt yapi bilimlerinin degerini kavramadikça, her zaman bir sorunu olacak ve bedel ödemeye devam edecektir. Türkiye’de, bugünkü terörün temel bir nedeninin de yillardir ihmal edilen milli kültür ve egitim politikalarinizdaki yanlisliklar oldugu da unutulmamalidir.
Milli Kültür politikalarinin temeli bilime dayanmalidir. Çünkü bilimsel gerçek aci da olsa zaman içinde çözümün ve mutlulugun tek anahtaridir. Türkiye halkinin etnik yapisinda çok az ulusa nasip olacak sadece tarihsel degil, irki baglar mevcuttur. Türkler, Kürtler, Çerkezler, Zazalar, Lazlar, Gürcüler ve diger etnik kökendeki vatandaslarimiz bin yillik bir kaynasmanin bütünlestiriciliginden öte, çok açik verilerle ve güvenilin kaynaklarin kanitladigi gibi antik çaglardan beri akrabadirlar. Üstelik bu akrabaliklar sürekli ve kesintisiz bir birliktelikle tek vücut kabul edilebilecek bir bütünlesmeye dönüsmüstür.
Türk halki bir mozaik olmayip, harikulade güzel yakinliklara, baglara sahip fevkalade “birbirinden” bir toplumdur. Bunu tarih, arkeoloji, bilim söylemektedir. Türk devletinin artik ertelememesi gereken zorunlu görevi, bilimin sundugu verileri Milli kültür politikasi olarak hayata geçirmektir. Aydinlarimiza düsen görev Milli ve kültür politikasinin olusturulmasinda devlete katki ve kültür politikasina sahip çikmaktir. Kültür ise, insan ve toplumu yogurup biçimlendiren temeldir.
Türkiye Milli kültür politikasinin önem ve ciddiyetini kavrayip, kültür politikalarinin temelini yapilandirmakta vazgeçilmez olan sosyal bilimlerin degerini idrak etmedikçe sadece terör degil dis politika, güvenlik dâhil pek çok konuda sorunlarini çözemez.
200 yillik geçmisi olan A.B.D ‘yi olusturan Ingiliz, Fransiz, Ispanyol, Rus, Italyan, zenci, Çinli ve Kizilderililer bile “biz Amerikaliyiz” dedikten sonra Anadolu’da binlerce yil beraber yasayan halklar gögsünü gerere gere “biz Türk’üz” diyebilmelidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözü de bu gerçegi ifade etmektedir. Beraber yasamayi ve birbirimize tahammül etmeyi ögrenmeliyiz. Gün birlik beraberlik, hosgörü ve kardeslik günüdür. Baska bir Türkiye’nin daha olmadiginin da hep bilincinde olmaliyiz.
Bu haber 3472 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|