Petrol varligi ilkçaglardan beri bilinen bir maddedir. Endüstri devriminin her alanda büyük üretim artisina yol açan etkisi, yeni, bol ve ucuz enerji kaynaklari arayisini beraberinde getirdi. 19.yüzyilin ortalarindan itibaren petrolün kullanimi yayginlasmaya basladi. Ilk sondaj kuyusu 1859 yilinda ABD’nin Pennsylvania eyaletinde açildi. Birinci Dünya Savasi, petrolün tarihinde bir dönüm noktasi olusturur. Insanliginin tanik oldugu en kanli ve yikici bu savastan sonra petrol, uluslar arasi iliskileri ve devletlerin dis politikalarini belirleyen stratejik bir güç, bir silah haline geldi.
Batililarin Ortadogu petrolüne ilgisi 19. yüzyilin sonlarinda basladi. Alman uzmanlar 1871’de Musul’dan Iran’in Bender Abbas bölgesine kadar uzanan genis alanda zengin petrol yataklari bulundugunu belirlediler. Osmanli Maden Nezareti’nde görevli maden uzmani Kalust Serkis Gülbenkyan’in nezaret adina yaptigi arastirmanin da ayni sonuca ulasmasi sonucu II. Abdülhamit, Bagdat ve Musul vilayetlerindeki petrol varliklarini tapuda Hazine-i Hassa adina kaydettirdi.
Ikinci Mesrutiyet’in ilani ile yönetime agirligini koyan Ittihat ve Terakki Partisi, hazineye aktarilan petrol yataklarinin yeniden devlet hazinesine devrini sagladi. Osmanli ülkesindeki petrol varliklarina ek koymaya hazirlanan Avrupali sirketler, artik Ingiliz uyruguna geçmis olan Gülbenkyan’in öncülügünde, 1912 yilinda Turkish Petroleum Company (Türk Petrol Sirketi) adini alacak olan bir konsorsiyumun çatisi altinda birlestiler. TPC ‘nin % 50’si bugünkü BP, % 25’I Shell, % 25’i de Deutsche Bank’a aitti. 19 Haziran 1914’te Ingiltere ve Almanya’nin Istanbul’daki büyükelçileri, Bab-i Ali’ye basvurarak Bagdat ve Musul’daki petrol çikarma ayricaliginin TPC’ye verilmesini istediler. Sadrazam Sait Halim Pasa, 28 Haziran 1914 günü bu basvuruyu kabul ettigini bir yaziyla taraflara bildirdi. Bu yazi Osmanli Devleti’ni baglayan nihai bir onay olmayip, bir onay vaadiydi.
I.Dünya Savasi, petrolün, tasimacilik, aydinlanma ve endüstriyel üretimin yani sira, modern bir savasin kazanilmasinda tasidigi yasamsal önemi açiga çikardi. Çünkü Modern savas araç ve gereçleri petrolle çalismaktaydi. Ingilizlerin Musul vilayetini Mondros Antlasmasindan hemen sonra isgal etmeleri gerek Lozan’da, gerekse Lozan’dan sonra ellerinde tutabilmek için büyük direnç göstermeleri, petrolün yasamsal önemini göstermektedir.
TPC’nin nihai hisse dagilimi 1925 yilinda sekillenmistir. Ingiliz BP ve Shell ile Fransiz Total ve Amerikan Exxon-Mobil sirketleri esit paya sahip olmustur.
13. Subat 1925 yilinda Seyh Sait isyanini çikaranlar da Ingilizlerdi. Seyh Sait isyanini çikararak Türkiye’nin Musul-Kerkük’e askeri bir müdahalenin yapilmasini engelleyen Ingiltere, konuyu Birlesmis Milletlere tasiyarak bir oldubitti ile elimizden çikmasina sebep olmustur. Ne yazikki Türkiye her yil ortalama 30 Milyon ton Petrol ithal ederek disi bagimli bir ülke haline getirilmistir. Osmanli Devletinin yikilma sebebinin altinda iste bu petrol gerçegi vardi. Bugün PKK ve diger terör örgütlerinin de arkasinda yine Bati ülkelerinin çikmasi da tesadüfî degildir. Israil, batili güçlerin Ortadogu’daki masasidir.
Petrol sirketlerinin Ortadogu petrollerine el koymalarini saglayan nihai anlasma 31.Temmuz 1927 de imzalanmistir. Tarihe “Kirmizi Çizgi Anlasmasi” adiyla geçen bu anlasma ile TPC’in etkinlik alani I.Dünya Savasi öncesindeki Osmanli topraklarinin tamamini içine alacak sekilde genisletilmistir. Irak’in yani sira, Türkiye, Suriye, Filistin ve tüm Arap Yarimadasi kirimizi-çizgiyle belirlenen alanin içine alinmistir. 150 yil önce üretime baslanan dünyada yaklasik 2 trilyon varil petrol varili vardi. Bugün için bu rezervin yarisi kullanilmistir. Bunun % 65’i Ortadogu’da bulunmaktadir. Dünyada petrolün 41 yil içinde tükenecegi hesaplanmaktadir.
ABD’nin petrol kaynaklarini ele geçirmek amaciyla Irak’i isgal etmesiyle baslayan siddet ve çatisma ortami, Türkiye basta olmak üzere Ortadogu cografyasinda agir güvenlik sorunlarini ortaya çikarmistir. Bu sorunlarin basinda, ABD’nin petrol siyasetinin bir parçasi olarak Kuzey Irak’taki Kürk yönetimi gelmektedir. Ayrica Irak’ta etnik bölünme veya mezhepsel olarak bölünmede bölgede basta Türkiye olmak üzere ciddi sorunlara sebep olacaktir. ABD’nin Ortadogu’daki hedeflerine en büyük destegi Barzani ve Talabani vermektedir. Ortadogu’nun güvenliginin saglanmasinda bu iki liderin etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin basina bela edilen PKK terörünün de bitirilmesi ancak Kuzey Irak’taki terör kaplarinin temizlenmesiyle mümkün olabilecektir. Büyük ve güçlü Türkiye, Batililarin Ortadogu rüyasinin sonu olacaktir. Bu nedenle Türkiye üzerine içte ve dista büyük oyunlar oynanmaktadir. Fakat bu oyunlar tutmayacak Türkiye bölgesinin yükselen yildizi ve LIDER DEVLET’ i olacaktir.
Evet, dostlarim, gelecek yillarda da Ortadogu yine kan, gözyasi ve yikima gebedir. Ortadogu’nun emperyalist Batili zulmü altindaki kanli talihi, görünüse göre petrol tükenmeden bitmeyecektir.
Bu haber 2590 defa okunmuştur.