|
|
|
|
|
|
|
|
Anasayfa » Ahmet Fidan
Yazar Toplum Iliskisi
25 Kasım 2010, 09:23
Ahmet Fidan
Düsünce hayatimizi yakindan ilgilendiren, ilk günlerinde güzel bir çikis duyduk. Kamuoyu söz konusu çikisa sessiz kaldi. Bir Sayin Milletvekili, toplumsal yozlasmayi tetikleyen ve ahlaki degerleri çöküse götüren televizyon dizilerinin senaristleri hakkinda son derece duyarli bir tepki ortaya koydu.
Toplumsal dinamizmin tükenis trendinde oldugu bir dönemde, maseri vicdanin duygularina tercüman olan böyle bir sese kulak tikamak mümkün degildir.
Yerinde ve tam isabet ile dile getirilen böylesi bir sese toplum asla tepkisiz kalmamali. Ama neyazik ki bu yerinde tepkiye karsi müspet anlamda son derece ciliz seslerle destek verirken negatif tepkiler daha çok yer aldi basinimizda.
Aslinda olayin çok yönlü ele alinip incelenmesinde ve üzerinde düsünülmesinde yarar bulunmaktadir.
Yazar, eserlerini toplumda cereyan eden olaylarindan mi esinlenerek yazmali? Yoksa sahip oldugu düsünce dogrultusunda mi toplumu yönlendirmelidir?
Her iki sekilde de eser veren yazarlar vardir.
Yazar içinde yasadigi toplumun olaylarindan yararlanarak eser meydana getirebildigi gibi, içinde yasadigi toplumu eserleriyle de yönlendirebilir?
Meshur Düsünür Goethe’nin “Genç Werther’in Acilari” kitabi Almanya’da yayinlandiginda pek çok gencin intiharina sebep olmustu.
Hem Türk Edebiyatinda hem dünya edebiyatinda benzeri örnekleri görmek mümkün. Elbette bir yazar hem içinde yasadigi toplumun degerlerine duyarsiz kalamaz hem de toplumu yönlendirmelidir.
Milli Sairimiz Mehmet Akif, hem içinde yasadigi toplumda cereyan eden olaylardan yararlanmis, hem de toplumu yönlendiren bir sair ve yazardir.
Istiklal harbinde, uzun süre devam eden savaslar sebebiyle yorgun düsen toplumu kalemiyle ayaga kaldirmistir. Topluma can vermis, dinamizm kazandirmistir.
Televizyonun süratli bir sekilde toplum hayatina girmesinden sonra yeni bir yazarlik türü ortaya çikmistir.
Önceleri radyolarda arkasi yarin, sonralari televizyonlarda düsünce zemininde behresi olmayan insanlari düsünmekten uzaklastiran diziler üretilmeye baslandi. Süphesiz içlerinde toplumu iyi yönde etkileyen dizilerde olmadi degil. Oldu ama büyük bir bölümü toplumun degerlerini alt üst eden bir hal aldi ve bu tür dizilerin sonucu kisa sürede toplumda hissedilmege baslandi.
Dizide oynayan veya filmi çekenler degil elbette senaryo yazarlari etkin sekilde belirleyici rol oynamaktadir.
Dizi yazari sirf dimaginda merkuz bulunan zehiri topluma siringa etmek ve genç dimaglari kendi düsüncesi dogrultusunda yönlendirmek için kalem oynatmaktadir. Söz konusu itirazin hedefinde dile getirilen konu da budur.
Nasil bir yazar hadiselere karsi düsüncelerini dile getirerek elestiri hakkina sahipse toplum önderleri ve topluma karsi omuzlarinda sorumluluk üstlenmis insanlarda dizi yazarlarina karsi elestiri hakkini kullanabilmelidirler.
Kesin olan bir sey varsa toplumun büyük bir kesimi bu tür dizilerden rahatsizdir. Bu rahatsizlik lisanimünasiple dile getirilecegi gibi, yukarida deginilen siyasi sorumlulugu bulunanlar tarafindan da yapabilmelidir.
Düsünen insan için sahip oldugu degerlerin korunmasi adina tepkisini ortaya koymak vicdani bir borçtur.
Bir yazar eseriyle sorumsuz ve dokunulmaz degildir. Hiç kimse demokrasi maskesi arkasina ve ya düsünce hürriyeti kisvesi ile sapikligin yayginlastirilmasi ve mesruiyet kazanmasina zemin hazirlama hakkina sahip degildir.
Bu haber 2786 defa okunmuştur.
|
Sosyal Medya
|
|
|