Arhan Kardas’i Ankara’da ögrencilik yillarinda tanidim.Çaliskan,basarili ve idealist bir gençti.Hukuk ögrenimi görüyordu.Kisa kisa sohbetlerimizden sonra uzun yillar irtibatimizi kesildi.
Hayat zaten hep böyledir.
Beklenmedik bir anda esen rüzgar sevdiklerimizi ve dostlarimizi bir tarafa savuruverir. Artik geriye dönüp baktigimizda hiç kimse biraktigimiz yerde degildir.Yeni hayata ve olusumlara bayrak açmistir. Bu da hayatin baska bir kuralidir.
Uzun bir zaman sonra müsterek dostumuz (Istanbul Beyefendisi Fikret Sönmez) ile sohbet sirasinda Arhan’in ismi gündeme geldi. Konumunu, yaptiklarini ögrendikçe sevincim kat kat artti.
Sevgili Arhan, Viyana’da imis. Master yapmis, Arapça, Farsça, Ingilizce Almanca, Latince ve Farsça dillerini ögrenmis.Gazetede yazilar yaziyor, konferanslar veriyormus. Gönül dolusu sevgi ve hosgörü dagitiyormus. Telefonla görüstüm. Kisada olsa hasret giderdik. Bana çalismalarindan, yazdigi “Gaip” isimli romanindan söz etti. Roman benim ilgi sahama girdigi için meraklandim. Eseri okudum. Gördüm ki, karsima alisilmisligin disinda yeni bir roman tarzi çikmisti.
Konuyu özetlersek roman kahramani Ulugbey, Istanbul Üniversitesi’nde ögretim görevlisi olarak görev yapmaktadir. Bekardir. Imge isimli genç bir kizi sevmektedir.Ama bu sevgiye karsilik bulamadigi içinde bunalima düsmüstür. Çevresinde dindar ve geleneklerine bagli bir genç olarak taninan Ulugbey, karsiliksiz askin pesinde kosmaya baslar. Ama bir sonuç alamaz. Sonunda hayatinin kararini verir hiç beklenmedik bir anda Galata Kulesi’nden atlayarak intihar eder. Bu olay çevresindekileri hayrete düsürdügü kadar yakin arkadasi Hakan Bakirci’yi da saskina çevirir. Daha önce böyle bir sonucun sinyalini Ulugbey’den almis olmasina ragmen arkadasinin intiharini bir türlü kabullenemez. Kafasinda bir sürü sorular olusur. Ayrica intihar sonrasi arkadasinin cesedini görememesi, polis sorusturmasindaki gizlilikler kafasindaki sorulari iyice artirir.
Hakan Bakirci, böylece yillar sürecek olan bir izin pesine düser. Sonunda sürprizlerle karsilasir. Ve, artik gerisini biz anlatmayalim. Okuyucu sonucu romani okuyarak kendi bulsun.
Romani genel çerçevesi içinde degerlendirdigimiz zaman görüyoruz ki, mektuplar agirlik kazaniyor. Bütün olaylar, mektuplarla gizem kazaniyor. Okuyucunun zihninde önemli isimler dolasiyor. Böylece hayal dünyamiz gerçeklerle yüzlestirilmeye çalisiliyor. Basarili bir tespit oldugu açik.
Roman ilerledikçe zihnimiz karmakarisik oluyor ama, anlatilan kahramanlar canli, ve hayatin içinde yasiyor gibi geliyor. Zaten olmasi gereken de bu. Ideal tipler romanda sik sik kendini gösteriyor.
“Gaip” romani yazarin ilk eseri olmasina ragmen basarili bir çizgide yürüyor. Roman dikkate okunmali, üzerinde düsünülmeli ve tartisilmalidir.
Her seye ragmen roman da anlatilanlar, yazarin üslubu bana yeni bir romancinin dogus müjdesini veriyor gibi geliyor.
Yasanilanlar hayati ve olaylari farkli bir boyutta gündeme getirmenin , okuyucuya sunmanin en etkili yolu belki de romandan geçiyor. Herkese hitap etme yolu açik olan roman, edebiyatimizin vazgeçilmez türlerinden birisi olarak her zaman gündemini koruyor. Böyle olunca da dogruyu, güzeli ve ideal olani roman üslubu içinde topluma sunmak romancinin öncelikli hedeflerinden birisi olmalidir diye düsünüyorum.
Arhan Kardas’i kutuluyor ve yeni eserler vermesini bekliyorum.
Bu haber 2730 defa okunmuştur.