Tolunoglu Ahmet, Misir ve Suriye’de Abbasi hilafetine ismen bagli ilk Müslüman-Türk devletini kurar. (Tolunoglu devleti) (875-905) Misir Memluklar devleti döneminde “Türkiye” olarak tanindigini biliyoruz. 1517 yilinda da Yavuz Sultan Selim tarafindan fethedilen Misir, 1517’de Osmanli Imparatorluguna baglanir. Misir yaklasik 10 asir Türkler tarafindan yönetilmis bir ülkedir.
1516 ‘da Cezayir’i ele geçiren Barboros kardesler, Ispanyollar’a kafa tutacak güce sahip degillerdi. Bu yüzden Barboroslar, Cezayir’i Osmanliya hediye edip, Osmanli hizmetine girerek kendilerini emniyete aldilar. Cezayir’i isgal etmek isteyen Ispanyollar 1541’de yenilgiye ugratildi. 1551’de de Turgut Reis, Trablusgarp’i, yani Libya’yi Osmanli hâkimiyetine soktu. Tunus ise 1574’de fethedildi. 1578’de Fas’ta yapilan Alkazar Savasi’nda Portekiz krali yenildi ve öldürüldü. Fas’ta da Osmanli himaye dönemi basladi.
Osmanlilar, Kuzey Afrika’da hâkimiyet kuran Ispanyol ve Portekiz güçlerini bölgeden uzaklastirarak bugünkü Nijerya, Nijer, Çad, Mali gibi devletlerin topraklarinda hüküm süren Bornu, Songay, Timbuktu Sultanliklarini gibi Müslüman devletlerini de kurtardi. Bu sultanliklar Osmanli padisahini halife taniyarak, ona tabii oldular. Yani Osmanli, Ispanyol ve Portekizleri bu bölgeden kovarak Afrikali bu halklarin Hiristiyanlasmasini ve sömürülmelerini önledi.
15. yüzyildan itibaren denizlerde büyük bir üstünlük kuran Portekiz, Afrika’nin dogu ve bati sahillerindeki Müslüman sultanliklara saldirarak büyük kaosa neden olmus ve bölgede hâkimiyet kurmustu. Osmanli Imparatorlugu, Kizildeniz’e hâkim olarak bölgeyi Portekiz isgalinden kurtardi. Habesistan’a hâkim olan Osmanli nüfusu Kenya’ya kadar yayildi. Osmanli gittigi her yere hakki, adaleti, özgürlügü götürerek bu insanlarin huzur içinde yasamasini sagladi.
Osmanli Imparatorlugu zayiflayamaya basladiktan sonra bu zikrettigimiz ülkeler bir bir Osmanli’nin elinden çikti. Cezayir, 1830 yilinda Fransizlar tarafindan isgal edilene kadar Osmanli hâkimiyetinde kaldi. 1948’den sonra baslayan Cezayir Milli Mücadelesi 1 milyon sehit verdikten sonra 1962’de basariya ulasti. Tunus, 1881’de Fransiz isgaline kadar Osmanli hâkimiyetinde kaldi. Tunuslular, 1930 yilindan sonra Fransiz isgaline direnmeye basladilar ve Habib Burgiba önderligindeki mücadele 1957 yilinda basariya ulasti.
Misir bilindigi gibi 1882’de Ingilizlerce isgal edilmisti. Ingilizler, Misir’i 1923 yilina kadar isgal ederek sömürdü. 1923 yilinda ise Misir bagilsizligini kazandi. Yine 1948 yilinda Amerika, Ingiltere, Fransa’nin destegiyle Filistin topraklarinda Israil devleti kuruldu. Batili emperyalist güçler Ortadogu da çikarlarini savunan bir Israil devletinin varligina ihtiyaç duymustu. 1948’den beri Israil Ortadoguya kan, gözyasi getirdi.
Tarih 18.Ocak 2011. Tunus’ta halk ayaklanmasi basladi. Halkin istekleri daha fazla özgürlük, yolsuzluklarin önlenmesi, adaletli gelir dagilimi gibi masum isteklerdi. Arap dünyasinda bir ilk gerçeklesti ve halk ayaklanarak devlet baskani Zeynel Abidin Bin Ali, rejiminin sonunu getirdi. 23 yildir iktidarda olan Bin Ali’nin, ülkesini terk ederek Suudi Arabistan’a sigindigi açiklandi.
Tunus’taki halk ayaklanmasi bir anda Misir’a siçradi. Enver Sedat’in bir suikasta kurban gitmesiyle iktidara gelen Hüsnü Mübarek’in koltugu sallanmaya basladi. Ülkeyi 30 yildir bir diktatör gibi yöneten Mübarek, halk tarafindan artik istenmeyen kisi ilan edildi. Çünkü Misir halki artik adil ve demokratik bir yönetim, onuruyla ailesini geçindirecek bir gelir ve bu gelirin adil sekilde bölüsülmesini istiyor. Sirtini Amerika’ya ve Israil’e dayayan bir politika üreten, Misir halkina hizmet etmeyen Mübarek’in iktidarda sayili günlerinin kaldigini söyleyebiliriz. Hüsnü Mübarek’in teslimiyet derecesindeki Amerika’ya bagliligi halki tarafindan tasvip edilmiyor artik. Arap dünyasini karsisina alma pahasina Israil’le yakinlasan politikasi Mübarek’in sonunu getiren sebeplerden birisi oldugunu söyleyebiliriz. Mübarek, basbakanini istifaya davet ederek meclisin yenilenecegini ilan etti fakat halk artik kendisini de iktidarda görmek istemiyor. Polis teskilatindan sonra, Baskomutan olarak orduyu harekete geçirmeyi planlayan Mübarek, ordunun halka güç kullanmayi istememesi üzerine iyice köseye sikisti. Misir halki artik degisim istiyor, özgürlük ve daha fazla demokrasi istiyor. Osmanli’dan sonra Araplar, ABD ve Batinin oyuncagi olmak istemiyor artik.
Islami Kalkinma Örgütü (IKÖ) genel sekreteri Ekmeleddin Ihsanoglu, Tunus’ta baslayip Arap dünyasina tsunami gibi yayilan halk hareketinin bölgede degisimi zorunlu hale getirdigini söylüyor.
Ihsanoglu, Müslüman ülkeler için, “Türkiye, Müslüman bir ülke olarak bugün demokraside geldigi noktayla giptayla bakilan bir örnek” diyor.
Suriye devlet baskani Besar Esad’in ifadesiyle “Arap halklari artik Reform istiyorlar.”
Arap ülkeleri artik A.B.D ve Batinin emperyalist isteklerine hizmet eden, Batinin usagi olmus kukla yöneticilerle yönetilmek istemiyor. Daha fazla demokrasi, insan haklari, adil bir gelir dagilimi ve sahsiyetli iç ve dis politikalar üreten liderler istiyor. Bu halk ayaklanmalari diger Arap ülkelerine yayilacak gibi görünüyor.
Bir zamanlar, Ingiliz ve Fransizlarla bir olup Osmanli’ya ihanet eden Araplar, yaptiklarindan nedamet duyuyorlar ve Emperyalist Batinin çirkin yüzünü nihayet görerek diyorlar ki;
“EY OSMANLI, ADALETINLE NERDESIN? “
Bu haber 2282 defa okunmuştur.