| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
SON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
Yazi, Yazarlik, Modern Zamanlarda Yazar
10 Nisan 2011, 00:03 Yazi, Yazarlik, Modern Zamanlarda Yazar
“Yazarligin tarihi insanligin tarihi ile baslar” diyemiyoruz ama, rahatlikla “Yazarlik tarihle baslar” diyebiliriz. Herkesin bildigi tasnife göre, tarih “yazi”yla baslar; yazi öncesi tarih öncesidir. Tabiatiyla yazarlik ancak yazidan sonra mümkün olabilmistir. Bununla birlikte yazarliktan önce de söz vardi, insanlar konusarak, sözle anlasiyordu; yani dil insanlikla birlikte vardi. Dolayisiyla yazidan önce de insanlar arasinda yazarlarin fonksiyonlarini üstlenen kisiler mevcuttu. Hatta yazili kültüre uzun bir süreç içinde geçen toplumlarda sözle ve müzikle yazarligi, sairligi sürdürenler zamanimiza kadar var olmustur. Bugün hâlâ bazi Türk topluluklarinda sairlere “aytisçi” deniliyor. “Ayitmak”, “ay/ey etmek”, söylemek mânasina geliyor. Söze baslamadan önce “ay” veya “ey” diye dikkat çekmek ifade edisin baslangici oluyor bu durumda. Türk dünyasinda siir söyleyen ve bunu saz esliginde yapan kimseler bugün de Türkiye dahil, var. Bunlara Türkiye’de “âsik, halk sairi, ozan” deniyor. Türkistan’da “bahsi”lar, günümüzde de binlerce yildir yaptiklari gibi kendilerinden geçercesine “ayitma”ya devam ediyorlar. EDEBE DÂVET! Sanatli yazili veya sözlü eser mânasina kullanilan Arapça “edebiyat” kelimesi, kök olarak edebden geliyor. Çok eski çaglarda “edeb”in “dâvet” anlamina geldigi biliniyor. Bunun bir ikram için dâvet oldugu kadar, iyilige, güzellige ahlâka bir çagri oldugunu düsünebiliriz. Kapitalizm veya sanayi öncesi toplumlarda telif eser ortaya koyan kimse olarak yazar muhtemelen ilim adamlariyla, siir ve nesir yazarak hüner gösteren az sayida kisiyle, daha çok dinî telkinde bulunmak için eser ortaya koyan kisilerden ibaretti. Belki buna, devlet yönetimi geregi yazili metinler ortaya koymakla vazifeli kisileri de ekleyebiliriz. KÜTLEVÎ ÜRETIM VE YAZARLIK Bugünkü anlamda yazar kapitalist toplumun, sanayi toplumunun eseri. Yazarligin meslek olmasi için yazilanlarin kütlevî üretim konusu olmasi, ticarî deger tasimasi gerekiyor. Yani, yazili eserlerin çok sayida basilmasi ve satilmasi, bunun sonucunda yazarin (bununla birlikte yayincinin ve saticinin) geçimini saglamasi icab ediyor. Iste matbaa, dizilmis metinlerin basilmasini saglayan teknoloji, bunu mümkün hâle getirmistir. Yazarligin alaninin son iki yüzyil içinde genisledigi kolaylikla görülebiliyor. Roman, hikâye, siir vb. klasik türlerin yaninda gelisen basin ve yayin araçlari yeni yazi türleri gerektirmistir. Gazete yazarligi, daha genis anlamda gazetecilik, temelde yaziya dayanan bir meslek hâlindedir. Diger kitle haberlesme araçlari, sesli ve görüntülü yayin vasitalari dolayisiyla da yeni yazarlik alanlari ortaya çikmistir. Bugün radyo metin yazarligi, radyofonik yazarlik; televizyon veya görüntülü metin yazarligi, senaristlik oldukça etkili hâle gelmistir. Hatta müzigin tüketim malzemesi hâline gelmesi sonucu “sarki sözü yazarligi”ndan söz edilir olmustur. Bütün bu gelismeler, yazarligi günümüzde müstakil bir meslek hâline getirmistir. Bununla birlikte, ülkemizde sirf kalemiyle, yazilariyla hayatini kazanan çok sayida insan yok hâlâ da. Yazarlik genellikle ikinci meslek konumundadir. Ögretmen, ögretim üyesi, hukukçu, doktor, asker, baytar, diplomat, bürokrat, tüccar ve bütün bunlarin yaninda yazardir kisi. Geçen yüzyildan beri ünlü yazarlarimizin bir çogu bu mesleklerle birlikte yazar olarak kendilerini tanitmislardir. Kemal Tahir, Yasar Kemal, Sait Faik, belli bir dönemden sonra Necip Fazil, simdilerde Orhan Pamuk yalniz kalemiyle geçinen yazarlar arasinda sayilabilir. Yazi, Yazarlik, Modern zamanlarda yazar (2) Türkiye’de yazarligin, gazeteciligimizin ve yayinciligimizin tarihiyle siki iliskisi var. Bir çok ünlü yazarimiz gazetecilikle yazarligi, yayincilikla yazarligi birlikte yürütmüslerdir. Günümüzde iyice kapitalize olmus ve teknik hale gelmis gazetecilikten önce basin mesleginin daha fazla edebiyatla iç içe oldugunu söyleyebiliriz. Bu yüzden birçok ünlü gazetecimiz, ünlü yazarlarimiz arasinda yer almistir. Bunlar arasinda Sinasi’den baslayarak Namik Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi, Falih Rifki, Peyami Safa ve Tarik Bugra’yi sayabiliriz. VE HALKLA ILISKILER Ancak yazarligin ticaret, sanayi, isletme ve yönetim vb. alanlarda kullanildigi sekliyle bir meslek haline gelmekte oldugunu söylemek mümkündür. Bu anlamda, halkla iliskiler ve tanitim metinlerinin olusturulmasi, bunlarin hedef kitleye mümkün oldugu kadar tesir etmesinin saglanmasi günümüzde önemli bir konu haline gelmistir. Bir isi yapmak kadar anlatmak, baskalarinin anlayacagi sekilde ifade etmek de önemlidir, hatta ondan da önemlidir. Böyle bakilirsa, yazarligin bütün alanlarda ise yarar bir meslek oldugunu söyleyebiliriz. Bir makinanin kullanilisini anlasilir sekilde yazmak da küçümsenmeyecek bir beceri gerektirir! YAZARLIK VE AHLÂK Yazarlik meslegi bizim için ahlâkî çerçeveler olmaksizin dogru tanimlanamaz. (Bütün meslekler için bu ahlâkî mesele sözkonusudur aslinda). Yazarin kendisine karsi, yakin çevresine karsi, toplumuna karsi, insanliga karsi sorumluluklari vardir. Bu sorumluluklarin Allah’a karsi sorumluluk bilinmeden, kabul edilmeden dogru tarif edilmesi imkânsizdir. Sorumluluklarimizi kendimiz için ve kendimize göre tarif edersek, izafilestirirsek, bu küçük hesaplarin akimlarina kapilmak anlamina gelir. Böyle bir yaklasim bizi haksizliklara karsi koymaktan, zayiflari desteklemekten, en önemlisi dogruyu söylemekten alikoyar. 1990’DAN BU YANA NE DEGISTI? 1990’da bir derginin yazarlik meslegi ile ilgili sorularindan birine su cevabi vermistim: “Türkiye’de yazarlik, aydin olma, hâlâ ve öncelikle ideolojik çerçevelerde tanimlaniyor. Süphesiz aydinlarin, yazarlarin görüs, düsünce ve mücadeleleri olmalidir. Fakat bu onlarin kisilik ve kimliklerinin belirlenmesinde en basta zikredilen bir husus olmamalidir. Türkiye’de muhafazakâr aydinlar, yani 19. yüzyilin pozitivizm ve siyantizm cereyanlarinin tesirinde kalarak Atatürkçülükten Marksizme kadar farklilasmis görünen bir çizgide yer alan kesim, “aydin” nitelemesine yakismayacak bir kati görüslülük içinde bulunarak fikrî atmosferin serbestçe olusmasini engellemektedir. Bunlarin fikir hayatimiz üzerinde tahakkümlerinin sona ermesi bir ‘kusak sorunu’ gibi görünmektedir. Bu kusak taassuplariyla birlikte ortadan çekilmeden Türkiye’de gerçek fikir hürriyetine erismek mümkün görünmüyor. Bu noktada açik düsünceli aydin ve yazarlarin fikir ortaminin sertlesmesini önleyici gayretlerini artirmalari gerekiyor.” (Dergâh, Agustos 1990) Dünya 1990’dan bu yana çok degisti. Biz bunu günlük hayatimizda kolaylikla hissediyoruz. Bu degismenin bilhassa pozitivist ve bilimci geçinen kesimlerce görmezden gelinmesini ise anlayamiyoruz! 21. YÜZYIL HERKESI YAZAR YAPACAK! Türkiye ideolojiyi asmaya çalisirken, yeni teknolojilerin hayatimizi degistirdigi gerçegini de iskalayamayiz. Internet, kitaba, kâgida dayanan medeniyete meydan okuma sayilabilecek bir yerde duruyor. Elbette hâlâ yazili kültür agirligini sürdürüyor. Internet de bu yazili kültürü tasimaktan, yaymaktan geri kalmiyor. Yine de yazili kültürden farkli bir kültüre dogru geçildigi hissedilebiliyor. Itibari, sanal alem, sanal bir yazili kültür olusturuyor. Bu süreçte, etkilesim kavrami öne çikiyor ve herkes bir sekilde kendini yazar konumunda buluyor. Yasadigimiz dönem “e-kitap” gibi, “e-yazar” gibi kavramlarla tanimlanacak bir yüzyil olacaga benziyor.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
| Hüsamettin KÖKSAL | |
| BATISIN VE BITISIGIN ESIGINDEKI ABD |
| Mehmet Dogan | |
| "Türk baharı" ne zaman? |
| M.Çetin Baydar | |
| Demokratik Değerlere Dayalı Hakimiyet savunucusu Hüseyin Avni |
| Ahmet Fidan | |
| Şehirlerin Ruhuna El Fatiha mı? |
| Fatih DURMUS | |
| GÜÇLÜ DÜNYA DEVLETİ TÜRKİYE |
| Prof. Dr. Oya Akgönenç | |
| LİBYA : KOLLEKTİF SÖMÜRGECİLİK: Yeni bir dönemin başlangıcı |
| Ramazan Durmus | |
| Açik mektup |
| Abdurrahman Sahin | |
| ATESLE OYNAMAK |
| Mehmet MALDAR | |
| İDEOLOJİK UZLAŞI |
| Minberden Gönüllere | |
| MINBERDEN GÖNÜLLERE.. |
| Ibrahim Ulvi Yavuz | |
| Yazmak |
| Ibrahim Demirci | |
| Türk Dil Kurumu'na yakismiyor! |
| Selçuk SILSÜPÜR | |
| Kıbrıs Barış Harekât'ında Savaşan Evliya ve Şehid'in Hikâyesi... |
| Ürün ve Hizmet Tanitimi | |
| Yalan dünya son bölüm izle |
![]() |
Tüm Yayin Haklari Sakldir. Izinsiz Kullanilamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |